İçinde bulunduğumuz ağır kış şartlarında, doğanın bir parçası olan yaban hayatı ne durumda, onlar için nasıl bir toplumsal ve insani duyarlılığımız olabilir, kısaca bir göz atalım diyorum.

Dünyada önemli bir turizm sektörü haline gelen av ve yaban hayatı, ülkelerin iç ve dış turizm hareketinde hatırı sayılır bir yere sahiptir.

Avcılığın, silahı, araç gereci; kurşunu, fişeği oltası, yemi; ruhsatı, harcı, avlanma ücreti; giyimi, donanımı vs. hesaba katılınca büyük harcamaların yapıldığı başlı başına bir sektör olduğunu görebiliriz.

Ayrıca, her arazi şartlarında ömür boyu dağ taş gezen sağlıklı, zinde, cesur, nişancı, eğitimli ve hazır kıta asker bir toplum olma yönüyle de katkısını inkar edemeyiz. 

Ülkemizdeki Avcılık’ta da handikaplara bakacak olursak; tarımda suni gübre ve zirai ilaç kullanımının getirdiği tehlikeler; sanayileşme, orman alanlarının sık sık maden ocaklarının açılması; oto yol, kara yol benzeri ulaşım hatlarıyla orman anlarının yarılması sonucu yaşam alanlarının daralması; ilgisiz ve duyarsız toplumsal bakış açısı; hileli ve kaçak avcılığın yanında teknolojinin getirdiği gelişmiş av silah, araç gereç ve teçhizat gibi bir çok neden, bu dengeleri av hayvanları aleyhine çevirmiş durumdadır.

Buna bir de son yıllarda Küresel ısınmanın etkisiyle gelişen sert iklim değişikliklerini eklersek, barınma ve yiyecek konusunun da yaban hayatı için bir tehdit oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Doğadaki canlılar, vicdanlardan mahrum bırakılırsa eğer, işlerinin zor olduğunu buradan da görebiliyoruz.

Ülkemizde örgütlü kulüp ve derneklerin, dkmp’nin yaban hayatını koruma ve yaşatma gayretlerini, her türlü yavru yaban hayvan yetiştirip doğaya saldıklarını; kaçak avcılığın önlenmesindeki destek ve gayretlerini ve yine kışın yoğun karda duyarlı STK’lar ve orman ekiplerinin yem takviyesi yapmaya çalıştıklarını görüyoruz.

Fakat bu yardımlar devede kulak kalmaktadır.

Avcılıktan elde edilen gelirlerden bu işler için gerekli pay ayrılmalıdır.

Yaban hayatı bakımından çok da zengin olmayan ülkemizde doğadaki canlı popülasyonu, aleyhlerindeki bu gelişmeler de göz önünde bulundurularak önemsenmeli, toplumsal duyarlılık gösterilerek bilinçli ve sınırlı avcılık öngörülmeli ve uygulanmalıdır, bence.

Her ilde ve ilçede her yıl avcılar kulübü, tarım, emniyet, orman-dkmp ve jandarma birim temsilcileri ve mülki amir başkanlığında toplanan av komisyonları tarafından alınan kararların uygulanmasıyla (MAK) ava; sınır, süre, sayı, cins ve yer belirleme vs. ile yasal bir sınırlama getirilmiş olmasının gayesi de sürdürülebilir bir avcılık ve avlakları korumaya yönelik düzenlemelerdir.

Tarım Orman Bakanlığı dkmp’nin "Avlak Yönetim Bilgi Sistemi" (AVBİS) e-ortamdan randevu uygulamasıyla da avlanmaya konulan kota uygulaması, avcıları isyan ettirse de bu sistem oturmuşa benziyor.

Yaban hayatını koruma kollama yaşatma ve çoğaltmada 1. derece sorumlu kurum, Tarım ve Orman Bakanlığının Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) birimleri yetkili olup Genel Kolluk kuvvetleri ile OGM’nin İşletme Müdürlükleri de sorumluluk alanlarındaki av ve avcılık mevzuatını uygulamakla yetkili ve sorumludurlar.

Doğanın kural ve kaidelerine saygın, sağlıklı bir zeminde buluşan ve anlaşabilen toplumlarda hayat ancak renkli ve anlamlı kılınabilir.

Yaşamak ve yaşatmak bilinciyle...       

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner125

banner146

banner162

banner150

banner98

banner76

banner167

banner151