24 Haziran tarihinde yapılan seçimlerin üzerinden günler geçti, kazanan kazandı, kaybeden kaybetti, Seçim bitmesine bitti de kazananın sonuçlardan pek fazla memnun olmadığı bir seçim sonucu ile bundan sonra nasıl siyaset yapılacağı da ayrı bir merak konusu.

Türkiye’de 24 Haziran ile birlikte parlamenter sistemin sona erdiği ismi MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli tarafından “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi” olarak ilan edilen ama Başkanlık sisteminin de ayak sesleri olan bu yapı ile ilgili vatandaşın henüz bilgilenmediği bir süreci takip ediyoruz.

Seçim bitti ancak normal şartlarda 2019 yılının kasım ayında yapılması gerekirken erkene alınan ve 24 Haziran tarihine çekilen seçim öncesindeki sorunlarda herhangi bir azalmanın olmadığı hatta var olan sıkıntıların üzerine yenilerinin de eklendiği bundan sonrada ekleneceği korkusu hepimizi huzursuz ediyor.

Bizim yazılarımızı takip eden okuyucularımız bilirler, biz öteden beri Edirne’den, Kars’a kadar sınırlarımız içerisinde yaşayan 81 milyon vatandaşımızın tek ve değişmeyen sorununun ekonomik olduğunu savunuyor ve bu savunmamızdan da asla vazgeçmediğimizi bilirler.

Dolayısı ile bizim bundan 15 yıl önce 20 yıl önce “Türkiye’de asıl sorun geçim sıkıntısı ve işsizliktir” fikrini nasıl savunuyorsak bugünde bu iki sorunun hiç değişmeden hatta artarak devam ettiğini gördüğümüzü bu görüşünde bütün vatandaşlarımız tarafından kabul gördüğünü biliyoruz.

24 Haziran tarihinde yapılan seçimde Tayyip Erdoğan vatandaşın verdiği oy ile seçimi kazandı, Milletvekilliği genel seçiminde ise AK Parti’ye 295, MHP’ye 49 İYİ Parti’ye de 43 milletvekili vererek aslında Türkiye’nin seçmen profilinin büyük oranda Sağ-Muhafazakar ve Milliyetçi bloktan oluştuğunu da netleştirdi.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi artık Türkiye’de yönetim sistemi tamamen değişti, Türkiye’nin daha iyi şartlarda bir süreç izlemesi adına “Cumhur ittifakı” başından beri “Türkiye’de sistem tıkandı, daha hızlı hareket edebilmek adına Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine onay verin” söylemi seçmenden karşılık buldu ve Parlamenter sistemi sona erdirildi, Başbakanlık makamı tarihe karıştı.

Yeni sistem ile iktidara gelmek ve Halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanlığı makamına ulaşabilmek için yüzde 51 oy almak mecburiyeti olunca artık yüzde on, yüzde, yirmi yada yüzde otuz oy almanın hiçbir siyasi partiye fayda getirmeyeceği olması gerekenin sadece ve sadece yüzde 51 oranındaki oy potansiyeline ulaşmasıdır.

Böylesi bir noktada vatandaşın biriken sıkıntılarının ortadan kaldırılması adına AK Parti-MHP ve İYİ Parti’nin ulaştığı 387 milletvekilliğinin hiçte küçümsenemeyecek bir potansiyelinin olduğu 600 milletvekilinin bulunduğu TBMM’de 387 sayısının da kesinlikle küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

MHP’nin de İYİ Parti’nin de güvenlik ve terör ile mücadele de AK Partinin alacağı her mantıklı kararın arkasında tavizsiz bir şekilde duracakları bu memlekette yaşayan herkes tarafından kabul ediliyor, güvenlik konusunda bir araya gelebilen üç parti için geriye Ekonomik konulardaki anlaşma kalıyor.

03 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelmesine rağmen 2007 yılından itibaren AK Partinin uyguladığı ekonomik programın bir işe yaramadığı ve gelinen noktada normal tarihinde yapılması gereken Genel seçiminde 24 Haziran tarihine alınmasının en önemli sebebinin artık ötelenemeyen ekonomik sorunlar olduğu da biliniyor.

Ekonomik konularda MHP’de de İYİ Parti’de de bütün Türkiye’nin tanıdığı çok akıllı-tecrübeli ve bilgili isimler var, işte bizim gönlümüz 81 milyon vatandaşımızı içerisinde bulundukları zor durumdan kurtaracak ekonomik tavsiyeleri AK Partiden esirgememeleri noktasındadır.

AK Parti yönetimin de MHP’den yada İYİ partiden gelen tavsiyeleri dinlemeleri hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında kurulacak hükümetin bakanlarının hiç yükünmeden MHP ve İyi Partideki ekonomistleri ziyaret ederek bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunmaları gerekmektedir.

TBMM’de bulunan siyasi parti mensuplarının da artık hiçbir işe yaramayan hamaset dolu nutuklardan vazgeçmeleri, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu sıkıntıları hiç gizlemeden insanımız ile paylaşmaları, Sorunların çözümü için herkesin bir arada bulunmak gibi bir mecburiyetin bulunduğunu da artık kabul etmeleri gerekmektedir.

Son dönemlerde vatandaşlarımız siyaset vesilesi ile olabildiğinde kamplaştılar, bu kamplaşmadan kurtulmak için siyasetçilerin kullandığı ayrıştırıcı dilden artık vazgeçmeleri birleştirici, bütünleştirici mesajlarında gecikmeden verilmesi gerekiyor.

Bir taraftan seçmeni Birlik ve Beraberliğe çağırmak diğer taraftan da aynı vatandaşı ayrıştıracak söylemlerde bulunmanın hiç kimseye bir faydasının olmadığı ortadadır, Herkesin gönlünden geçen hemen hemen aynı noktalara doğru koşan siyasetçilerin siyaset yapmaktan vazgeçip vatandaşa sadece ve sadece gerçekleri söylemeleridir.

Bizim gönlümüz, kalbimiz böyle istiyor, içerisinde bulunduğumuz gerilim dolu günlerden kurtulmanın başka da bir yolu olmadığını düşünüyoruz ve bu gerginliğin ortadan kalkması adına yapılacak yemin töreninin de çok iyi bir fırsat olduğuna inanıyoruz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263