Bundan bir kaç gün önce elimde bir kitap, il halk kütüphanesine doğru gidiyorum. Önümde de 17 – 18 yaşlarında bir kız, bir erkek el ele tutuşmuş yürüyorlar…

Kütüphanenin bahçesine onlar önde, ben arkada girdik.

Öndeki delikanlı kıza sanki vuracakmış gibi birden elini havaya kaldırdı ve bağırdı:

- Çarparım ulan aşkım!

Ben tabi arkada şoke olmuş vaziyette bakıyorum…

Kız ise istifini hiç bozmadan:

- Öküüüz, seni seviyorum lan! Deyip uzandı ve gencin yanağına bir öpücük konduruverdi…

Sonra kol kola girip, kütüphane kapısından içeri daldılar…

Ben mi? Kıyıdaki bir banka oturup, şu anda sizlerle paylaştıklarımı düşünmeye başladım…

Aklımın almadığı bir iltifat tarzını; anlayamadığıma mı yanayım, yoksa kütüphaneye giden gençlik böyle ise … diğerleri ne âlemdedir diye kafamın zonklamaya başlamasına mı yanayım, kararsız kaldım…

İş yerindeki stajyer öğrencilerin ara sıra birbirleriyle olan diyaloglarına tanık olduğum için “Yaşamaya Başlatılan Türkçe”yi az çok algılayabiliyorum, ancak işin bu boyuttaki övgü ve sevgi kısmına ilk kez tanık olduğum için, sindirmek biraz zor oldu tabi…

Bunun için şöyle okkalı bir Yemen kahvesi ve hatta bir de Beypazarı Maden Suyu içmek gerekir…

Dünyamız nereye götürülmüş, biz hangi dünyada yaşıyoruz? Hatta yaşıyor muyuz? Yoksa ot gibi nefes alıp mı veriyoruz?

Bir de kalkmış diyoruz ki cep telefonlarındaki kısa mesajlarda, gençler sesli harfleri kullanmıyormuş da efendim, “Ç” yerine “C” yazıyormuş filan…

Yeni nesil aşmış artık, “Öküz, seni seviyorum lan” iltifatın mazhar olmuş bir gencin, gönlünde yanan o aşk kıvılcımının, o sevda tutkusunun yerini kızlar hâlâ:

“Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun?

Gördün güzelleri beni unuttun.

Sılaya dönmeye yemin mi ettin?

Gayrı dayanacak özüm kalmadı,

Mektuba yazacak sözüm kalmadı.

İğde çiçek açmış dallar görünmez.

Dağlar diken olmuş kervan oturmaz.

Benim bağrım yufka sitem götürmez.

Gayrı dayanacak özüm kalmadı,

Mektuba yazacak sözüm kalmadı” diyen Kayserili büyük Ozan Ahmet Gazi Ayhan’ın mısralarında filan mı aradıklarını sanıyorsunuz?

Yoksa Vatan Şairi Nâmık Kemâl’in Hacı Arif Bey Bestesi ile bilinen şiirindeki gibi:

“Olmaz ilaç sine-i sad pâreme,

Çare bulunmaz bilirim yâreme.

Baksa tabiban-ı cihan çareme,

Çare bulunmaz bilirim yâreme.” Mısralarındaki gibi delikanlıların kızlara şiir filan mı okuduğunu zannediyorsunuz? Zaten okusa yarısını yanlış telaffuz edeceği için, bence de böyle bir şiiri okumamakta fayda var…

Oysa “Kara gözlerine kurban olduğum güzel” diyeceğine günümüz kızlarına “Çarparım ulan aşkım!” demek size en azından bir buse kazandırıyor(muş)…

Ondan sonda kadın dernekleri sokaklarda bas bas bağırıyor: “Kadına kalkan eller kırılsın!”

İyi de ablam, bizzat bayanların öpücükle ödüllendirdikleri “çarparım ulan” gibi bir ‘edebî iltifata’ mazhar olmuş kızlarımız varken, bu eller nasıl kırılacak?

Eski filmlerde bilindik sahnedir, saf delikanlı gider bıçkın, çapkın arkadaşından aşkını açamadığı kızın kalbine girmek için formül, şiir filan ister. Seyretmişsinizdir…

Şimdi internet olduğu için, bıçkın delikanlılara gerek olmadığı gibi, delikanlılığa da gerek yok!

Birkaç küfü ve argo kelime öğren, şöyle bir kaşın kalkık vaziyette kızları tersledin mi, tamam gönlünü çaldın gitti… Tabi ‘gönül’, filan neymiş derseniz, siz de haklısınız. Onlar tarih oldu…

İnanın doğru söylüyorum. Çevrenizde şöyle 15 – 18 yaş arası gençlere bir sorun bakalım; “Onur, şeref, haysiyet, izzet-i nefis, hayâ, gönül, edep vb.” gibi kelimelerin anlamını, yüzde kaçını bilebilecekler?

Her şeyin gittikçe maddeye indirgendiği, insanın sistem tarafından aynen bir makine gibi görüldüğü ve Allah’ın halifesi olarak dünyada bulunan insanın, ‘şerefini kabul ettirmek için’ yaşayacağı yerde; ‘çalışmak için yaşamaya’ maruz bırakıldığı bir çağda kalkıp, “Vücud ikliminin sultânı sensin. Efendim derdimin dermânı sensin…” demek epey bir ‘ütopya’ oluyor.

Fakültede CMUK dersinde bir araştırma incelemiştik. Tahsil seviyesi yükseldikçe kadına karşı olan şiddet de artıyordu... Yani hani tabir vardır ya “Dağdaki çoban” diye, kadınlar ‘o çobana’ kurban olsunlar. Okuma yazması olmayan erkeklerde eşine karşı şiddet % 1’in altındaydı. Üniversite mezunlarında yanlış hatırlamıyorsam % 66’ydı eşine karşı şiddet uygulama oranı.

Neyse, siz yine de iyisi mi, “Lambada titreyen alev üşüyor, aşk kâğıda yazılmıyor mihriban” diyerek sevdiğinize yaklaşın, belki de nesli tükenmekte olan bir ‘kız’dır, kaçırmayın bari derim…

Yoksa “Çarparım ulan aşkım”a tav olan ‘kız’ çok…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner180

banner146

banner182

banner179

banner76

banner181