Geçtiğimiz Cuma günü bir tanıdığımızın babasının cenaze namazına katılmak hemde Cuma namazı kılmak adına caminin yolunu tuttuk, Kısa bir süre cami avlusunda sağa sola bakınırken namaz vaktine daha yarım saat olmasına rağmen mevsim dolayısı ile “buz gibi cami avlusunda üşüyeceğimize içeriye girelim bakalım İmam efendi ne anlatıyor” diyerek camiye girdik.

Biz içeriye girdiğimizde camide bilemediniz yirmi kişilik bir cemaat vardı, cami geniş ve sıcak İmam’da nasıl olsa az çok konuşacak derdimi anlatacak cemaat var, yılbaşına da bir hafta kaldı dolayısı ile “böylesi zamanlarda en güzel iş yılbaşı kutlamalarına yapıştırmak” diye düşünmüş olacak ki ezan okununcaya kadar Allah ne verdiyse Yılbaşı kutlamalarına katılmak isteyenlere verip veriştirdi.

İmam konuşmasının büyük bölümünde Mili Piyango satıcılarına özellikle de İstanbul’da her yıl önünde uzun kuyruklar oluşan milli piyango bayisi Nimet abla ile ilgili bir tek ana avrat sövmediği kaldı, hoş hitap ettiği alan cami olmasa onu da yapacaktı ancak İmamın söylediklerinden cemaat zaten anlayacağını anladı.

İmamın Nimet abla ile anlattıklarından sonra sıra yılbaşı paketleri düzenleyen büyük marketler, Hindi yetiştiricileri ve satışçıları, Yılbaşı için eğlence düzenleyen işyerleri, yine yılbaşı için başka şehir yada ülkelere tur düzenleyen seyahat şirketleri de nasibini aldı, anlattıkça coşan coştukça anlatan imamı bizde her dakika biraz daha sayısı artan cemaat ile birlikte tebessüm ederek dinledik.

Cami imamı kendisini Müslüman olarak tanımlayanların asla yeni yıl kutlayamayacaklarını, çam ağacı süsleyemeyeceklerini, Yılbaşında tüketmek amacı ile meyve-tatlı –kuruyemiş dahil hiçbir gıda maddesi alamayacaklarını bu eylemi yapanların resmen kafir olacaklarını da son derece büyük bir keyifle anlattıktan sonra ifadelerini Mehmet Akif başta olmak üzere birkaç düşünürün yazdıkları ile desteklemiş oldu.

Cuma namazını bitirdik, arkasından cenaze namazını kıldık, tam cami avlusundan çıkarken arkamızdan birisinin “-Beyefendi biraz bakabilirmisiniz” diye seslendiğini duyup geri döndüğünde bize seslenenin Cami imamı olduğunu gördük.

Kendisine “Buyur hocam” cevabını verdiğimizde “Namazdan önce dikkat ettim, benim anlattıklarım karşısında sürekli tebessüm ettiniz, vakit varsa birer çay içelimmi” diye sorduğunda “Çayları ben ısmarlarsam içeriz, aksi takdirde olmaz” dediğimde İmam “”Burada ev sahibi benim çaylar benden “ dedi, bizde ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalmış golcü edası ile “Biz maaşını Milli piyango ve diğer eğlence sektöründen doğan vergiler ile alan birisinden çay içmeyiz aksi takdirde, boğazımızdan haram geçirmiş oluruz” dediğimizde bir anda İmam’ın yüzünün kıpkırmızı olduğunu fark ettik.

Caminin hemen yanındaki çay ocağına geçtik, Selam-kelam faslından sonra kendimizi tanıttık, siyasi fikrimizi dünya görüşümüzü anlattık, İmam efendiye namaz öncesi başta şans oyunları olmak üzere anlattığı sıkıntıların hepsine katıldığımızı ancak burada suçlunun yada suçlanması gerekenlerin sadece o işi yapanların değil onlara bu izni verenlerin olduğu noktasında epey bir nutuk attık.

İmam efendi bizim kendisi ile ilgili “ Maaşını milli piyangodan doğan vergilerden alıyor” sözünün çok zoruna gittiğini söyleyince kendisine “merak etme hocam eğer maaşın sadece milli piyangodan doğan vergilerden geliyorsa dua et, Allah muhafaza birde daha sıkıntılı işlerden gelen vergiler dolayısı ile maaş alanlar var, dua et senin payına oralardan bir şey gelmiş olmasın” dediğimizde İmam “Vallahi doğru ben işin bu tarafını hiç düşünmemiştim” cevabını verdi.

Bizde söyleyeninin kim olduğu tam belli olmayan “Her yanlışın mutlaka bir doğru izahı vardır” şeklinde çok güzel bir ifade vardır, Yeni kurulan ve seçime katılacak olan her parti seçim meydanlarında “Biz iktidara gelirsek, İçkiyi-Kumarı, Fuhuşu ve bu kötülüklerin yapıldığı bütün alanları kapatacağız” diye nutuk atarlar ancak meydanlarda bu sözü veren partiler iktidara geldikten yıllar sonra bile verdikleri bu sözleri tutmak şöyle dursun o mesele ile ilgili kim ne sorsa “Biz ne yapalım herkesin özel hayatıdır” şeklinde bir cevap ile yıllar yılı vaziyeti kurtarmanın hesabını yaparlar.

Bu tür kötülüklerin önlenmesi adına iş yine dönüp dolaşıyor ekonomik olarak güçlü olmaya ondan sonrada Milli ve manevi değerlerimizi dünyadaki bütün insanlığa enjekte etmekten geçiyor, Yılbaşına çok az bir zaman kaldı, gidin bakın Beş vakit namaz kılanın evinde de çam ağacı var, kendisini ateist olarak tanımlayanın da, Aslında hepimizin bildiği “dinler savaşı” olan bu durum zaman içerisinde Kültürel emperyalizm vasıtası ise sanatsal bir şölen haline gelmiş ve bizi de çepe çevre sarmalamış vaziyette.

Cami imamı ile olan yaklaşık bir saatlik sohbet sonrasında kendisinin fikirlerinin değişip değişmediğini bilmiyoruz ancak değişmediği yolundaki kanaatimiz daha fazla, elde yetki ve imkan varken sabah saatlerinde yayınlanacak bir KHK ile imam efendinin sıkıntı duyduğu bütün olumsuzlukla beş dakika içerisinde yasaklanacakken bunu görmeyen yada görmek istemeyen bizim Cami imamı gibi kanaat önderlerinin kendi düşünce ve taleplerinden çok dünya gerçekleri ile hareket etmeleri ve vaazlarını da bu dünya gerçekleri çerçevesinde vermeleri herkes için daha akılcı olacaktır.

Aksi takdirde her ay aldığı maaşın başta şans oyunlarından gelen vergiler olmak üzere Kafir diye bildiğimiz yabancı ülkelerden “eldivenden merdivene kadar” ithal ettiğimiz teknolojik mamullerden alınan ÖTV-MTV başta olmak üzere adını bile bilmediğimiz vergilerden geldiğini bilen ve bu bildiğini sorgulamayan din adamları ile nasıl aynı dili konuşacağız, ? İnanın bize merak ediyoruz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263