Değerli Dostlarım,

Koskoca bir yılı bitirip yeni bir miladi yıla başladığımız şu günlerde, her birimiz farklı duygular içerisindeyiz. Kimimiz hüzünlü, kimimiz mutlu, kimimiz ise acılı...

Hüzünlüyüz, çünkü ömürden bir yıl daha gitti. Sayılı nefeslerimizin sonuna doğru bir adım daha yaklaştık. Geçen seneki yeni yılda aramızda olan sevdiklerimizden bazıları bu sene yoklar. Onlar bu dünyadaki vadelerini tamamlayıp ebedi mekanlarına çoktan gittiler.

Mutluyuz, çünkü Allah bize yeni bir yıla daha kavuşma fırsatı verdi. Bu bakımdan kendimizi şanslı olanlardan sayabiliriz. Bize tanınan bu şansın, geçmiş hatalarımızdan vazgeçme fırsatı olduğunu düşünmek en doğru olandır.

Umutluyuz, çünkü yeni yılın bizlere güzellikler getireceğine inanıyoruz. En azından böyle olmasını diliyoruz. İnsan umudu olduğu sürece yaşar. Umutların bittiği yerde hayat biter. Son nefes verilmeden hiç kimse herşey bitti diyemez. Bu nedenle de "Çıkmayan candan ümit kesilmez" derler. 

Değerli Okurlarım,

Bugün sizlere yeni yılla ilgili bazı tahliller yapmak istiyorum. Bunu yaparken, yeni yılı kutlamanın dini açıdan doğruluğu ya da yanlışlığından bahsetmek istemiyorum. Çünkü, o kısım değişik mecralarda zaten çokça tartışıldı ve tartışılmaya da devam ediliyor. Ben yeni yılın, ömür denilen insan hayatının evrelerinden biri olduğunu düşünenlerdenim.

Her insanın, kendisiyle hesaplaştığı değişik zamanlar vardır. Mesela, her gece ışıkları kapayıp yastığa kafamıza koyduğumuz an bunlardan biridir. Kendimizle başbaşa kaldığımız bu anlarda, az ya da çok kendimizle bir hesaplaşma geçiririz. O gün içerisinde yaptıklarımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçer ve yanlışlarımızdan pişmanlık duyup bir daha yapmamak üzere kendi kendimize söz veririz. Günahlarımız için Allah'a tevbe edip af diler, doğru yaptığımız şeyler için de hamd ederiz. 

Bazen de, başımıza gelen musibetler, hayatımızın geri kalan dönemi için yeni bir başlangıç noktası oluştururlar. Örneğin, bütün uyarılara rağmen, dikkatsiz ve aşırı süratli araba kullanan birisinin yapmış olduğu büyük bir kaza, o kişinin hayatında bir dönüm noktası olabilir. O kişinin hissettiği pişmanlık duygusu ve çektiği vicdan azabı, bir nevi iç hesaplaşmadır. Sözkonusu kaza onun için bir milat, yani yeni bir başlangıç noktasıdır.

Sevgili Dostlarım,

İnsanoğlu nisyan ile maluldür; yani, insanın unutma özelliği vardır. Güzel ve iyi şeyleri unutabildiğimiz gibi, malesef kötü şeyleri ve hatalarımızı da unutuyoruz. Böyle olunca da, aynı hataları defalarca yapıyoruz. Peki böylesi durumlarda, "nasılsa gene yapıyorum" deyip pes etmek mi lazım, yoksa her defasında pişmanlık duyup tevbe etmek mi lazım? Tabi ki, en doğrusu Allah'ın kapısını çalmaktan asla vazgeçmemektir. Yani, hatalarımız için her fırsatta tevbe edip af dilemek en güzelidir. 

İşte bu ve benzeri hesaplaşma zamanlarından biri de, koca bir yılın bitip yeni bir yılın başladığı günlerdir. Bu gün ve gecelerde ellerimizi semaya açıp, yeni gelen yılın eskisinden daha güzel geçmesi için, dua etmeyi ihmal etmemek lazım. 

Eskiden bilerek ya da bilmeyerek işlenmiş günahlarımıza takılıp kalmak doğru değildir. Allah'ın mağfiretinin geniş olduğunu bilip, geçmişte işlediğimiz günahları affedeceğini ümit ederek yaşamak gerekir. Bu nedenle de, yeni yılda aynı hataları yapmamaya çalışıp, doğru ve güzel şeylerin peşinde koşmalıyız. Tıpkı, futboldaki her yenilgiden sonra söylenen şu sözdeki gibi, "hatalarımızdan ders çıkarıp, önümüzdeki maçlara bakacağız".

Ustaya sormuşlar; -Her şeyi kaybettik, ne yapacağız?

Usta cevap vermiş; -Çay koy, yeniden başlayacağız…

Tıpkı, Mevlana Celaleddin-i Rumi bir şiirinde söylediği gibi:

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! 

Dünle beraber gitti cancağzım, 

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...

Geçen zamanı geri getiremeyiz. Fakat, önümüzdeki zamana hükmetmek bizim elimizde. Bu nedenle, geçmişten ders çıkarıp, bundan sonraki hayatımızı en iyi şekilde yaşamaya gayret etmeliyiz. Yani, dün dünde kaldı, bugün yeni şeyler söylemek lazım...

Değerli Dostlarım, 

Aslında geleceğe ilişkin çok plan yapmak ta doğru değildir. Zaten dinimizde uzun vadeli plan yapmak, pek te hoş görülmemektedir. Sen plan yaparsın, ama asıl plan sahibi Allah'tır. Herşey O'nun elindedir ve O ne derse o olur. 

Kim yarına çıkacağını biliyor ki...

Bu konudaki şu yaşanmış kıssa ne kadar anlamlıdır:

Şehzade Mehmet çocukluk yıllarında bir yaramazlık yaptığı esnada, babası II. Murat Han, “Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz…”diye çıkışır. Bu konuşmaya şahit olan hocası ve  büyük veli Akşemseddin Hazretleri ise duyduğu bu sözler üzerine gülümseyerek: 

“Peder ne der… Kader ne der…” diye mırıldanır…

Pek tabi ki bahse konu Şehzade, yıllar sonra İstanbul'u fethedip Peygamberimizin övgüsüne mazhar olacak olan Fatih Sultan Mehmet Han'dan başkası değildir.

Bu nedenle, işlediğimiz her amelden ve sözlerimizden hesap vereceğimizi aklımızda tutarak, içinde bulunulan anı en iyi şekilde değerlendirmek en güzelidir.

Büyük şair Can Yücel ait olan şu söz ne kadar da anlamlıdır;

"Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür..."

Sevgili Dostlarım,

Bu hafta sözlerimi, yeni yıla ilişkin şu dileklerle bitirmek istiyorum:

Yeni yılın dünyamız, ülkemiz ve bizler için güzellikler ve iyilikler getirmesini diliyorum. Artık savaşlar son bulsun, çocuklar aç kalmasın, analar ağlamasın. Hayatımızın bundan sonraki kısmı, bundan öncekinden daha hayırlı olsun. Allah bize, bizim bilmeyip O'nun bildiği bütün iyilikleri versin, yine bizim bilmeyip O'nun bildiği bütün kötülüklerden de korusun. 

Esen Kalın Sevgili Okurlarım...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner125

banner146

banner162

banner160

banner150

banner98

banner76

banner167

banner151