Önceki gün Kartal’da bir apartmanın aniden çökmesi Edirne’den, Kars’a kadar bütün milletimizi derin acılar içerisinde bıraktı, Nerede ise hemen her ay yurdumuzun başka bir yerleşim merkezinde meydana gelen ve içimizi acıtan bu felaketlerin durup durmayacağı eğer bir daha tekrarlanmayacaksa bunun tarihinin ne olacağı herkes tarafından merak ediliyor.

Yerel yönetimler bilindiği gibi insanımızın doğumundan son nefesini vereceği ana kadar hemen her alanda hizmet vermekle yükümlü, Ancak belediye denilince akıllara ister istemez binalar, inşaatlar ve imar ile ilgili yapılaşmalar geliyor.

Vatandaş ister ev ister ticari bir alan yaptığında bilindiği gibi başvurduğu ilk kurum o bölgedeki belediye yönetimi oluyor, Vatandaş yapacağı imalat ile ilgili tüm detayları en ince noktasına kadar belediye yönetimlerinden öğreniyor, belediyelerin ilgili biriminden alacağı izinler ile inşaata başlıyor.

İnşaata başlanırken, inşaatın ortasında ve inşaatın bitiminde belediyeler ilgili imalatı denetliyor eğer bu imalatta herhangi bir aykırılık görmüyorsa “oturuma uygundur” diyerek gerekli belgeyi muhataba veriyor.

O aşamadan sonra Elektrik-su –doğalgaz başta olmak üzere  vatandaşın tüm ihtiyaçları ile ilgili kurumlar belgelerin ibraz edilmesi sonucu gerekli izinleri veriyor, vatandaş ilgili yerde ikamete başlıyor yerel yönetimlerde daha sonra yıllar yılı bu inşaatlarda emlak vergisi çevre vergisi gibi bedeller tahsil edilip duruyor.

Özellikle son dönemlerde belediyeler kendi sınırları içerisinde herhangi bir kaçak yapılaşmaya meydan vermemek adına olağanüstü bir çaba gösteriyorlar, Bu çaba dolayısı ile belediyelerin bilgisi dışında herhangi bir alana hafriyat dökmek, var olan inşaatların üzerine ek yapmak nerede ise mümkün değil, Son derece gelişmiş cihazlar ile takip edilen bu kaçak yapılaşmalara nerede olursa olsun saat farkı gözetilmeden müdahale ediliyor.

1999 yılında meydana gelen ve tüm dünya tarafından “Asrın felaketi” olarak tanımlanan  “Marmara Depremi” sonrası artık işin şakaya gelir tarafı olmadığını gören Devletimiz o tarihten sonra yapılaşma ile ilgili bir dizi önlem aldı, Mesela DASK (Deprem Sigortası) yapılmadan İSU su bağlamıyor, SEDAŞ elektrik bağlamıyor ilgili kurum Doğalgaz bağlamıyor vs.vs.vs.

Bir taraftan bu sıkı önlemler alınırken diğer taraftan nerede ise her ay yurdumuzun başka bir bölgesinde meydana gelen “Bina göçükleri” ister istemez kafalarda soru işareti belirmesine sebep oluyor, “Öyle ya Kent merkezinin en ücra köşesine dökülmeye çalışılan yarım kamyon hafriyatı anında görüp müdahale eden yerel yönetimler bu tür kaçak yapılaşmaya ve çürük inşaatlara neden müdahil olamıyor.?” sorusu yıllardır sorulmasına rağmen bir türlü cevap bulamıyor.

İşin kötü tarafı böylesi canımızı yakan, içimizi acıtan bina çökmelerinden hemen sonra “Çöken bina kaçak olarak yapılmış” yada “Daha önce inşa edilen binanın üst kısımlarına kaçak kat atılmış” şeklindeki  akıla ziyan açıklamalar hepimizi derinden yaralıyor.

Deprem ile ilgili otoriteler yıllardır nerede ise her gün “İstanbul’da yüz binlerce belki milyonlarca can kaybının  yaşanacağı büyük bir deprem bekleniyor, Kentsel dönüşüm bir anca başlatılmalı, gerekli önlemler bir an önce alınmalı” demelerine rağmen bu konuda en ufak bir adım atılmaması hepimizi kahrediyor.

Çürük binaların bir sabah yada akşam saatinde birden bire yerle bir olması artık nerede ise sıradan bir hadise haline geldi, Değişen iklim şartlarına bağlı olarak bir anda durmaksızın yağan yağış dolayısı ile temeli zayıf olan ve son derece iptidai şartlarda yapılan binaların bir anda yerle bir olması bu aralar çoğaldı bundan sonra da artarak devam edecek gibi.

Biz bu can kayıplarının sorumlusunun hiçbir parti ve siyasi görüş ayırımı yapmadan Belediyeler olduğunu söylüyoruz, Belediye yönetimleri söz konusu denetimleri yeteri kadar yapmıyor yada gayri kanuni yapılan bu inşaatları görmezden geliyor, hal böyle olunca da felaket kaçınılmaz oluyor.

Kartal’da meydana gelen bina çökmesi sonrası yetkililer “Binanın üstüne iki kaçak kat atılmış” açıklamasını yapıyor da, Yüz binlerce insanın bulunduğu o kadar kalabalık bir yerleşim merkezinde kaçak atılan katları herhangi bir belediyeci nasıl göremedi sorusuna hiç kimse cevap veremiyor.

Kaçak yapılaşmaya dur denilmedikçe, böylesi hayati bir meselede bile yapılan partizanlık geri plana atılmadıkça, Başlanılan inşaatlar 7/24 kontrol edilmedikçe ve adam kayırmacılık ortadan kaldırılmadıkça dün başka bir yerde bugün Kartal’da yaşadığımız acı dolu olaylar ile yarın başka bir semtimizde karşılaşmayacağımızın hiçbir garantisi yoktur.

Yerel yönetimler bu konuda yani inşaatların kontrolü noktasında kendilerine çeki düzen vermelidirler, aksi takdirde dün olduğu gibi yarında birkaç saat canımız yanacak “Ah-vah” edeceğiz ancak o yıkılan evlerden çıkan cenazeleri kendi yakınları ile baş başa bırakıp gündelik hayatımıza geri döneceğiz.

Yazık değimli ihmal sonucu yıkılan binaların altında kalıp can verenlere.??

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263