Bakan Soylu, Kocaeli'de

GENEL

- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: (1) - "Geçmişte, geleceğe dair büyük umutları, büyük hayalleri olmayan bir Türkiye'de yaşıyorduk. Bugün, ihracatını 170 milyar dolara yaslamış, savunma sanayi üretimini ayağa kaldırmış, her şehrinde üniversite, ülkenin üçte ikisinde de havaalanı ve modern şehir hastaneleri olan bir Türkiye'de yaşıyoruz" - "Kişi başına 25 bin dolar milli gelir hedefi olan, yollarını üçe katlamış ve ekonomisinin buradan güç aldığı, küresel terör örgütleriyle eş zamanlı mücadele eden ama en küçük bir sarsıntı yaşamayan, ölümden kaçan milyonlarca insana kucak açmış ama sarsılmamış, dünyanın en çok yardım yapan ülkesi olan bir Türkiye tablosunda yaşıyoruz"

KOCAELİ (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Geçmişte, geleceğe dair büyük umutları, büyük hayalleri olmayan bir Türkiye'de yaşıyorduk. Bugün, ihracatını 170 milyar dolara yaslamış, savunma sanayi üretimini ayağa kaldırmış, her şehrinde üniversite, ülkenin üçte ikisinde de havaalanı ve modern şehir hastaneleri olan bir Türkiye'de yaşıyoruz." dedi.

Bakan Soylu, İzmit'teki Hasan Gemici Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Kocaeli İl Gençlik Kolları 6. Danışma Meclisi Toplantısı'na katıldı.

Toplantıda konuşan Soylu, üreten, iddiası ve fırsatları olan, fırsatlarını yönetebilen bir ülkede genç yaşta siyaset yapan gençlere gıpta ettiğini söyledi.

Gençlere ve Kocaelililere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını ileten Soylu, şöyle devam etti:

"Bizim gençliğimizde, çocukluğumuzda, ülkeyi yönetenler, hakim zümre 'Çocuk yapmayın.' derlerdi. Nüfus planlaması kampanyaları yaparlardı. Oysa siz 'En az üç çocuk.' diyen, kalabalık olmaktan korkmayan, bu ülkeyi güçlü görmek isteyen bir liderin yanında siyaset yapıyorsunuz. Göçmenlerden korkan değil, onlara kucak açan, döviz operasyonlarıyla teslim alınmayan, dünyanın en büyük projelerine talip olan, 'Biz yaparız.' demeye alışmış bir Türkiye'de yaşıyorsunuz. Kendi silahını, tüfeğini, tankını, helikopterini, insansız hava aracını yapan, 'Arabamı, uçağımı nasıl yaparım?' diye hesap yapan bir ülkede siyaset yapıyorsunuz. Kendi potansiyelini gören ve dünyanın en büyük havalimanını yapan, elini Çin'e uzatıp, Uzak Doğu'yu, Avrupa'ya bağlamak için Marmaray'ı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü, tüp geçitleri inşa eden, Türk Akım'la dünya enerji piyasasında söz sahibi olan bir Türkiye'de siyaset yapıyorsunuz. Batı'yı, Avrupa'yı elbette önemseyen ama dünyanın bu kadar küçük olmadığını da bilen, fırsatlarını, ilişkilerini özgürce yöneten, kendi güvenliği için gerekli gördüğü adımları kimseye sormadan atabilen bir Türkiye'de siyaset yapıyorsunuz.

Oysa biz 'Ülkemizin makus talihi.', 'Biz yapamayız.', 'Ne de olsa yerli malı.' gibi laflara alıştırılmıştık. Biz dünyanın her köşesine yardım eden değil, dünyanın her köşesinden borç isteyen bir ülkeye alıştırılmıştık. IMF'nin niyet mektuplarına alıştırılmıştık. Milletin her şeyi, sağlık hizmetini, hatta emekli maaşını bile kuyruklarda saatlerce bekleyerek aldığı bir hayata alıştırılmıştık. Parasını verip satın aldığımız silahların tetiğine basmak için bile izin almak zorunda olduğumuz, 'Kullanamazsın.' dediklerinde kullanamadığımız, birtakım tasarılarla sürekli tehdit edildiğimiz bir Türkiye tablosuna alıştırılmıştık. Biraz başımızı kaldırırsak, özümüze dönersek, altyapımıza birilerinin hoşuna gitmeyen yatırımları yaparsak, her 10 yılda bir darbelerle, muhtıralarla uyarılmaya alıştırılmıştık. Dünyada sadece 2-3 ülke varmış gibi yaşardık. Kendimizi de ancak Yunanistan ile kıyaslar, ona göre yaşardık. Orta Doğu'daki tarihi kardeşliğimize, Kafkaslar'daki soydaşlarımıza, Afrika'daki ülkelere zinhar el uzatamazdık. Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-dindar diye sürekli aramıza fitne sokarlardı, bir şey yapamazdık, 'Biz biriz.' diyemezdik. Millet, iktidarı kendi oyuyla kendi evladına verirdi, onlar gazete manşetleriyle olmazsa vesayet kurumlarıyla olmazsa darbe anayasalarıyla o da olmazsa darbelerle muhtıralarla geri almaya çalışırlardı. Terörün, anarşinin kumandası birilerinin ellerindeydi. Ne zaman Türkiye biraz kalkınmaya başlasa karanlık cinayetler, faili meçhuller, terör eylemleri patlak verirdi. Her şehirde üniversite yoktu. Ülkenin ancak üçte birinde havaalanı vardı. Sadece gidiş geliş yollara otoban derlerdi de bu altyapıyla ekonominin kalkınacağı günü beklerdik."

Geçmişte, geleceğe dair büyük umutları, büyük hayalleri olmayan bir Türkiye'de yaşadıklarını ifade eden Soylu, bugün ihracatını 170 milyar dolara yaslamış, savunma sanayi üretimini ayağa kaldırmış, her şehrinde üniversite, ülkenin üçte ikisinde de havaalanı ve modern şehir hastaneleri olan bir Türkiye'de yaşanıldığını vurguladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kişi başına 25 bin dolar milli gelir hedefi olan, yollarını üçe katlamış ve ekonomisi buradan güç alan, küresel terör örgütleriyle eş zamanlı mücadele eden ama en küçük bir sarsıntı yaşamayan, ölümden kaçan milyonlarca insana kucak açmış ama sarsılmamış, dünyanın en çok yardım yapan ülkesi olan bir Türkiye tablosunda yaşanıldığının altını çizdi.

Bugünlere kolay gelinmediğine işaret eden Soylu, "Türkiye bugün benim yaşadığım Türkiye'den, sizin yaşadığınız güçlü, umut dolu, muktedir bir Türkiye tablosuna gelebilmişse, bu netice, AK Parti kadrolarının alın terinin, liderinin dirayetinin ve mücadelesinin eseridir. Allah sizlerden de sizleri bu çatı altında toplayan Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dan da ona destek veren aziz milletimizden de razı olsun." diye konuştu.

(Sürecek)

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.