Eşi olmayan kültür varlıklarını geleceğe taşıyorlar

GENEL

- Bursa Büyükşehir Belediyesi Konservasyon Atölyesinde gerçekleştirilen titiz çalışmalarla yüzyıllar öncesine ait eşi olmayan, taşınabilir, ağır hasarlı ve yıpranmış kültür varlıklarının ömrü uzatılıyor - Konservatör Levent İnan: - "Bizim misyonumuz bir yerde geçmişin kültürünü geleceğe aktarmak. İkincisi de alınan kişisel haz. Halktan biri müzeye gittiğinde vitrinin arkasından bakıyor ve sunulduğu şekilde izleyebiliyor. Fakat biz çalıştığımız dönemde eserin tüm mahremiyetini biliyoruz. Bununla tanışmak önemli bir deneyim" - "Sakal-ı Şerif bohçası ve 1. Murat Hüdavendigar Türbesi'ne ait sanduka puşidesi. Bunlar tam bir saray işi olan malzemeler ve çok yıpranmış olarak alanımıza geldi. Maalesef depolama sürecinde kötü zamanlar geçirmiş. Lazer teknolojisini de kullanarak bir çalışma yöntemi saptadık"

BURSA (AA) - ELİF ÖZLEM ÇELİKLER - Bursa Büyükşehir Belediyesi Konservasyon Atölyesi, yüzyıllar öncesine ait eşi olmayan, taşınabilir, ağır hasarlı ve yıpranmış kültür varlıklarını yapılan titiz çalışmalarla geleceğe taşıyor.

Tarihe ışık tutan eserler, özgün yapısı korunarak yapılan onarım çalışmalarının ardından yeniden kent belleğine kazandırılıyor.

Atölyenin konservatörlerinden Levent İnan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, belediyeye ait atölyede taşınabilir kültür varlığı niteliğindeki eserlerin koruma ve onarım çalışmalarını yürüttüklerini söyledi.

Değişik dönemlerde, tarihi alanlarda kullanılmış taşınabilir eserlerin restorasyon için atölyelerine getirildiğini anlatan İnan, burada gerekli onarım ve bakımların yapıldığını ifade etti.

İnan, atölyede her eser için farklı bir çalışma yöntemi izlendiğini belirterek, "Her döneme ait eserlerin üzerindeki yükleri kaldırmak, onarımlarını yapmak ve estetik bir hale getirip koruma koşullarını hazırladığımız bir alandan bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.

Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı birçok müze olduğunu, bu müzelerdeki eserlerin yenilenme zamanı gelince buraya getirildiğini belirten İnan, şöyle konuştu:

"Biz öncelikle eserlerin kimlikleriyle ilgili çalışmalar yaparız. Bilimsel yöntemler ve sanat tarihçilerine danışarak bunu yaparız. Daha sonra bu eserlerin fotoğraflarını çekeriz. Eserleri ölçülendiririz ve kimliklerini buluruz. Hangi malzeme ve materyallerden yapılmış, hangi sanat dalında çalışılmış bunlarla ilgili bir bilgi dosyası hazırlarız. Son olarak da eserin durumuna göre bir çalışma yöntemi belirleriz. Bu çalışma yönteminde eserin üzerinde kimyasal bir işlem asla yapılmaz çünkü kalıcı etkiler bırakıyor. Çalışma tamamlandıktan sonra eserin üzerinde hiçbir iz bırakmamız gerekiyor. Bu ne kimyasal ne de fiziksel olabilir. Buranın kuralları çok sıkı. Sonuçta eseriniz ünik (tek ve eşi olmayan) ve başka bir eş değeri yok. Bunu bizim bozma, üzerindeki rengi değiştirme veya desenini bozma şansımız yok."

- Sakal-ı Şerif bohçası ve sanduka puşidesi

İnan, şu anda atölyede önemli bazı eserler üzerinde çalıştıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu eserler taşınabilir kültür varlığı niteliğinde olan eserler. Sakal-ı Şerif bohçası ve 1. Murat Hüdavendigar Türbesi'ne ait sanduka puşidesi. Bunlar tam bir saray işi olan malzemeler ve çok yıpranmış olarak alanımıza geldi. Maalesef depolama sürecinde kötü zamanlar geçirmiş. Biz bunu lazer teknolojisini de kullanarak bir çalışma yöntemi saptadık. Mümkün olduğu kadar el değmeden çalışma gerekliliği oluştu. Bu yüzden lazer sistemini kullanmayı uygun bulduk."

- "Eser bütünselliğini korudu ve eski imajını yeniden kazandı"

Sanduka puşidesinin 2 metreye 4 metre gibi büyük ölçülere sahip olduğuna işaret eden İnan, şunları kaydetti:

"Bunlar sandukanın üzerine örtülen parçalar. İpek kadife üzeri altın tel işleme tekniğiyle yapılmış kumaşlar. Sanatsal değeri de çok yüksek, dini mesajların da verildiği kumaş parçaları halindedirler. Eserin üzerindeki metallerde ağır bir yorgunluk vardı. Büyük bir korozyon ve paslanmalar oluşmuştu çünkü eserde kullanılan altın düşük ayarda bir altın ve özellikle kötü şartlarda ve nemli ortamda bulunduğu zaman paslanma ve korozyonlara neden olmuş. Çalışmayı elle yaptığımız zaman telleri kaybetme riskimiz vardı. Bu yüzden el değmeden lazer sistemiyle çalıştık. Çalışmanın sonucunda eser bütünselliğini korudu ve eski imajını yeniden kazandı. Şimdi Muradiye'deki türbeler bölgesinde inşallah Kur'an-ı Kerim müzesi açılacak ve orada bu esere özel bir vitrin hazırlandı, hem teşhir hem de korumasına yardımcı olacak bir ortamda sergilenecek."

- "Eserin tüm mahremiyetini biliyoruz"

İnan, yapılan çalışmaların kendilerine çeşitli katkıları olduğuna da değinerek, "Bilimsel yönden bize çok büyük kazancı var. Her çalışma yeni şeyler öğretiyor. Çünkü eserin bugünkü durumunda olmasına neden olan birçok neden var. Bizim elde ettiğimiz her deneyim, sonraki çalışmanın daha kolay tamamlanmasını sağlıyor ve araştırmalarımız bir dosya halinde toplandığında gelecekteki araştırmacılar için de önemli bir kaynak oluyor. Bizim misyonumuz bir yerde geçmişin kültürünü geleceğe aktarmak. İkincisi de alınan kişisel haz. Halktan biri müzeye gittiğinde vitrinin arkasından bakıyor ve sunulduğu şekilde izleyebiliyor. Fakat biz çalıştığımız dönemde eserin tüm mahremiyetini biliyoruz. Bununla tanışmak önemli bir deneyim." değerlendirmesinde bulundu.


Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.