"Sakarya deprem travmasını atlattı"

GENEL

- Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde çok sayıda binanın yıkıldığı, binlerce kişinin yaşamını yitirdiği Sakarya, oluşturulan yeni yerleşim bölgeleri ve sosyal donatı alanlarıyla depremin izlerini sildi - Büyükşehir Belediyesi'nin aldığı kararla kentte çok katlı binalara ruhsat verilmeyerek, olası depremleri en az kayıpla atlatabilmek amacıyla yatay kentleşme modeli yürütülüyor - Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu: - "Sakarya çok acı çekmiş. Yakınlarını kaybeden, psikolojisi bozulmuş çok insanımız var. Bütün bunlara rağmen toparlanmış, kendine gelmiş, devletine milletine sahip çıkan bir il" - Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu: - "Sakarya'da depremden sonra hem kentin zeminine uyması hem de insanların daha güvenli binalarda yaşaması açısından üç katlı binaları benimsedik"

SAKARYA (AA) - ÖMER FARUK CEBECİ - Sakarya'da, merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan "asrın felaketi" olarak nitelendirilen Marmara Depremi'nin ardından geçen 19 yılda oluşturulan yeni yerleşim bölgeleri ve sosyal donatı alanlarıyla depremin izleri silindi.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi'nde binlerce kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı, birçok konut ve iş yeri de hasar gördü.

Depremden en fazla zarar gören iller arasında yer alan Sakarya'da oluşturulan ve "yeni yerleşim bölgesi" olarak nitelendirilen Camili, Korucuk ve Karaman mahallelerindeki konutlar, deprem yönetmeliğine uygun inşa edildi.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi, kent merkezine göre daha sağlam zemine sahip yeni yerleşim bölgesini cazibe merkezi haline getirmek için Yenikent Park, Yenikent Kültür Merkezi ve Korucuk Park gibi sosyal donatı alanları oluşturdu.

Sakarya Valiliği ve resmi kurumları barındıran kampüs de yeni yerleşim bölgesine kuruldu.

Büyükşehir Belediyesi tarafından alınan kararla da şehirde çok katlı binalara ruhsat verilmeyerek, olası depremleri en az kayıpla atlatabilmek amacıyla yatay kentleşme modeli yürütülüyor.

- "Tedbirli davranmayı asla elden bırakmamamız gerekir"

Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara Depremi'nin bölge için büyük bir felaket olduğunu söyledi.

Balkanlıoğlu, kentte 4 bine yakın deprem şehidinin olduğunu, binlerce ev ve iş yerinin yıkıldığını, milletçe büyük acı yaşandığını dile getirdi.

Türkiye'nin belli periyotlarla deprem yaşadığına işaret eden Balkanlıoğlu, şunları anlattı:

"Binalarda deprem yönetmeliği ve depreme ilişkin mevzuat değişikliği, 17 Ağustos'tan sonra esaslı bir yenilenmeye sebep oldu. Sakarya'da da 3 kattan fazla bina yapmaya izin verilmiyor. Zemini bozuk yerlere inşaat ruhsatı verilmiyor. 'Deprem Dede' namıyla maruf rahmetli Ahmet Mete Işıkara, 'Deprem insanları öldürmez, bina öldürür.' derdi. Bu konuda devletimizin aldığı sıkı önlemler sayesinde başta resmi binalar olmak üzere bütün binalara bir deprem standardı getirildi. Yapımından bitimine kadar sorumlular belirlendi. Bundan sonra karşılaşacağımız depremler, daha az hasar verecek, daha az can ve mal kaybına yol açacaktır diye ümit ediyoruz. Sakarya'da bu iş çok sıkı takip ediliyor."

Balkanlıoğlu, kentin depremde çok acı çektiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Yakınlarını kaybeden, psikolojisi bozulmuş çok insanımız var. Bütün bunlara rağmen toparlanmış, kendine gelmiş, devletine milletine sahip çıkan bir il. Allah milletimize bu acıları tekrar yaşatmasın. Sakarya deprem travmasını, deprem sıkıntılarını atlatmış gözüküyor.

Unutkanlık haline gelmesin diye ümit ediyoruz. Yeniden eski hale dönmesin. Hiç deprem olmayacakmış gibi rahat ve huzurlu ancak yarın deprem olacakmış gibi de tedbirli davranmayı asla elden bırakmamamız gerekir."

- "Sakarya depreme en hazırlıklı illerden biri"

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ise depremde en büyük zararı gören illerden birinin Sakarya olduğunu söyledi.

Sakarya'nın deprem bölgesinde bulunduğuna işaret eden Toçoğlu, bundan sonra ağır maddi ve manevi kayıplar vermemek için çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı.

Dünyanın her yerinde depremlerin meydana geldiğini, depremlere hazırlıklı olmanın önem taşıdığını anlatan Toçoğlu, depremlere uygun yaşam alanları ve binalar inşa etmek gerektiğini, böylece depremin en az hasar ve kayıpla atlatılabileceğini kaydetti.

Toçoğlu, kentin coğrafyasına, toprak yapısına uygun çalışmalar yaptıklarını aktararak, şunları aktardı:

"Şehirleşme açısından yatay büyümeyi tercih ettik çünkü Sakarya, özellikle zemin açısından sıkıntılı bir bölge. Sağlam zeminlerde sağlam ve deprem yönetmeliklerine uygun binalar yapılması konusunda çalışmalar yapıyoruz. Büyük ölçüde yapı stokumuzu yeniledik. Ancak her şey bitmiş değil, depremden sonra 'sağlam' raporu verilen çok katlı binalar hala şehrimizde elden geçirilemedi.

Sakarya, depreme en hazırlıklı illerden biri. Deprem doğal bir durumdur, yine başımıza gelecek. Deprem şartlarına uygun binalar yapıldığı, kaçak, ruhsatsız binalara yönelinmediği zaman depremi en az hasarla atlatmanın yolunu bulmuş oluruz."

Zeki Toçoğlu, dünyada büyük depremlerin yaşandığı yerlerde yatay mimarinin tercih edildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Bu hem deprem için bir hazırlık hem de bir tarz olarak benimsenmiş. Biz de Sakarya'da depremden sonra hem kentin zeminine uyması hem de insanların daha güvenli binalarda yaşaması açısından üç katlı binaları benimsedik. Bu işin en sevindirici yanı da bütün Sakaryalıların bu işe sahip çıkması, bunu benimsemesi oldu. Özellikle Serdivan ve Adapazarı ilçelerinden başlayarak şehrin her tarafında üç katlı binalar inşa ediliyor. Bu her anlamda deprem için de yeni bir şehir oluşturma açısından da güzel bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Çok modern, havadar, gökyüzünü görebileceğiniz, çocuklarınızın ayaklarını toprağa bastığı bir şehir meydana çıkmış oluyor."

Olası depremlerin en az can ve mal kaybıyla atlatılması için hazırlıklarını dikkatlice yürüttüklerini vurgulayan Toçoğlu, şunları kaydetti:

"Dönüşümden bizim anladığımız, yaşadığımız şehrin dönüşmesidir. Belli bölgelerde tek tek binaların dönüşmesi, yeni yapıların oluşması değil. Hedefimiz; bir tarz geliştirmek ve o şehri geliştirmek. İşe başlarken de bunu kendimize prensip edindik. Türkiye'ye örnek olacak şekilde yatay büyümeyle bir şehir değişiyor. Şehrin sadece belli bölgesi değil, tamamı değişiyor. Bu, hem depreme hazırlık açısından önemli bir konu oluşturuyor hem de mimari tarz oluşturuyor.

İnsanlar illa gökdelenlerde, çok yüksek binalarda yaşamak zorunda değil. Bizim mimari ve imar durumumuz böyle rahat şehirlerin de oluşmasına müsait. Yeter ki böyle bir irade ortaya konulsun. Biz de bu iradeyi koyarak Sakarya'yı gelecek nesillere yaşanabilir, güvenli bir şehir olarak bırakabilmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Büyük ölçüde mesafe aldığımızı da söyleyebilirim."

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.