Kapısında "Doğa Koruma" yazan kurum, yaban keçilerini 2,1 milyon liralık av ihalesine çıkardı. Kamu vicdanı adına şunu sormak istiyorum: Koruma dediğimiz şey insan vicdana sığınmış canlıları ekonomik değere dönüştürmek mi?
Bu ülkenin en büyük ironilerinden biri nedir biliyor musunuz?
Kapısında "Doğa Koruma ve Milli Parklar" yazan bir kamu kurumu, önüne ihale dosyası koyuyor ve korumakla yükümlü olduğu canlıların öldürülmesini gelir kalemine dönüştürüyor.
Evet...
Yanlış okumadınız.
Koruyan değil, avlatan... Yaşatan değil, pazarlayan...
Adında "Koruma" taşıyan bir devlet kurumu, yaban keçilerinin yaşam hakkını ihale masasına yatırıyor.
Dosyanın adı "Av Turizmi." Yersen tabi…
Ben de buna başka bir başlık buldum: Devlet Eliyle Yaşamın Paraya Dönüştürülmesi…
Erzurum'da yalnızca yedi yaban keçisi için belirlenen muhammen bedel 2 milyon 100 bin lira.
Birileri bu rakama "Gelir" diyor.
Ben bunun tam tersini savunuyorum. Bunun Adı: Vicdanın Rayiç Bedeli diyorum.
Çünkü bu dosyada satılan şey kendini savunma hakkı olmayan Yedi Hayvan Değildir.
Satılan şey, devletin doğayı koruma iddiasıdır.
Daha acısı şu...
Bu karar gece yarısı alınmış gizli bir karar değil.
Resmi ilan hazırlanıyor.
Şartname yazılıyor.
Komisyon kuruluyor.
Teminat belirleniyor.
İhale saati açıklanıyor.
Her evrakın altında bir imza bulunuyor.
Her imzanın arkasında bir kamu görevlisi bulunuyor.
Her kamu görevlisinin arkasında da Anayasa'nın devlete yüklediği çevreyi koruma sorumluluğu duruyor.
Peki...
O sorumluluk nerede?
Devlet, yaban hayatını korumak için mi vardır? Yoksa onu ekonomik değere dönüştürmek için mi?
Bu sorunun cevabı artık yalnızca hukukçuların değil, bütün toplumun meselesidir.
Yaban keçisi, bu coğrafyanın dekoru değildir.
Bir ekosistemin taşıyıcı unsurudur.
Dağların genetik hafızasıdır.
Anadolu'nun binlerce yıllık doğal mirasıdır.
Fakat ihale cetveline bakıyorsunuz...
Hepsi birer rakama dönüşmüş. "4 adet..." "3 adet...""Muhammen bedel..." "Geçici teminat..."
Canlılar resmen muhasebe tablosuna çevrilmiş. Yaşam, ihale kalemine indirgenmiş. İşte insanı isyan noktasına getiren de bu…
Üstelik bütün bunlar olurken yıllardır bilim insanları biyolojik çeşitlilikten, iklim krizinden, habitat kayıplarından söz ediyor.
Bir tarafta milyonlarca liralık koruma projeleri...
Diğer tarafta milyonlarca liralık av ihaleleri...
Bu nasıl bir kamu politikasıdır?
Bir elinizle koruyup diğer elinizle öldürtüyorsunuz. Sonra da bunun adına "Yönetim" diyorsunuz.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün asli görevi nedir?
Canlıları yaşatmak mı? Yoksa onların nasıl ve hangi bedelle vurulacağını planlamak mı?
Bana göre bugün açılan bu ihale yalnızca yedi keçiyle ilgili değildir.Bugün ihale edilen şey, devletin doğaya bakış biçimidir.
Beyler… Bir işlem yasal olabilir.
Ama her yasal işlem meşru olmak zorunda değildir.
Toplum vicdanında kabul görmeyen uygulamalar, yönetmelik maddelerinin arkasına saklanarak meşruiyet kazanamaz.
"Yönetmelik böyle." "Prosedür böyle." "Kota bilimsel olarak belirlendi."
Bütün bunlar tartışılabilir.
Ama hiçbir bürokratik cümle, tetiğin ucundaki canlının yaşam hakkını görünmez kılamaz.
Bugün bu ihaleye imza atanlar belki yalnızca görevlerini yaptıklarını söyleyecek.
Fakat kamu görevi, yalnızca mevzuatı uygulamak değildir. Kamu görevi, kamu vicdanını da gözetmektir.
Çünkü devletin gerçek gücü, kaç ihale yaptığıyla değil; koruması gereken değerlere ne kadar sahip çıktığıyla ölçülür.
Yarın çocuklarımız Erzurum'un dağlarında yaban keçilerini göremediğinde onlara ne anlatacağız?
"Merak etmeyin, ama bütçeye gelir sağlandı." mı diyeceğiz?
"İhale usulüne uygundu." mu diyeceğiz?
"Şartname eksiksiz hazırlanmıştı." mı diyeceğiz?
Doğa böyle korunmaz.
Koruma; silahın önüne hedef koyarak değil, hedefi ortadan kaldırarak olur.
Bugün asıl ihtiyaç duyulan şey yeni av ihaleleri değildir.
Yeni bir vicdandır.
Çünkü bir devlet, korumakla yükümlü olduğu canlıların ölümünü gelir tablosuna yazmaya başladığı gün, kaybedilen yalnızca birkaç yaban keçisi olmaz.
Kaybedilen, kamu yönetiminin ahlaki inandırıcılığıdır.
Ve tarih, bu ülkenin dağlarında yankılanan silah seslerini değil; O Seslere İzin Veren İmzaları Unutmayacaktır.
Benden söylemesi.