Mevsimler değişiyor. Baharımı yaşıyoruz, yaz damıyız doğrusu tabiata bakarak anlamamız zor gibi. Ama bildiğim bir şey var ki şu an penceremden baktığımda tabiat bir başka güzel, bir başka doğurgan. Her şey yeniden canlanıyor.

Yazın en güzel günlerini yaşıyoruz, tabiat ana yeniden diriliyor. Pencereme konan kuş, yağmur bulutlarının arasından sızan ışık, tabiatı öpen yağmur damlaları, rüzgârla, odamı kuşatan davetsiz misafirler, yasemin ve ıhlamur kokuları.

Dışarıda raks eden yeşil fistana bürünmüş mısırlar. Yağmur taneleriyle duş alıp arınan börtü böcekler. Dışarıda her mevsim yeniden kurulan tabiat dekoru ve ruh dünyamıza yansıyan akisleri. Benim penceremden bakıp da gördüklerim.

Şüphesiz bir Mecnun yürekli, raks eden mısırları Leyla olarak görebilir veya bir diğer açgözlü kazanda haşlanmış afiyetle yenecek mısır olarak da görebilir. İçinizde olup biten dışınızda olup biteni kendine benzetiyor.

Bakmak ve görmek aynı şey değil işte. Göz bakar, görmek bizim kendi dünyamızla, kendi zihnimizle de alakalıdır biraz. Neyi, nasıl göreceğimiz insanın biraz halet-i ruhiyesi ile de ilgilidir. Arı, çiçeği bal olarak, âşık yar olarak, şaki dal olarak görür.

Kendi pencerenizden baktığınızda, kimin gözleriyle, ruhuyla ve kalbiyle görüyorsunuz? Bu sorun cevabı yazının ana fikrini oluşturuyor.

Bir masum yavrunun başını bütün şefkati ve merhametiyle okşayıp, bağrına basan ve onda insanlığı gören de var, onu lastik bir botta denizin ortasında boğulmasını bekleyen, onu fazlalık olarak görende var.

Tabiatın bu güzelliğini koruyup kollamamız ve gelecek nesillere bu şekilde bırakmamız gereken Allah’ın bize bir lütfu olarak görende var, orayı ranta çevirmek isteyen, AVM, gökdelen olarak gören mahlûkta var. Vahşi kapitalizmin tedrisatından geçenler veya onun rüyalarına ram olanlar artık üstün olmak istiyorlar. Bu yüzden artık üstünlük takvada değil, cüzdanda. Tabiat gibi alçak gönüllü olmakta değil, kibir de ve egoda görenler var.

Ben yine kendi penceremden bakmaya devam ediyorum. Dışarıda kuşlar cıvıl cıvıl, bulutlar merhametli bugün, gökyüzünden rahmet yağıyor. Börtü böcekler yıkandı, paklandı, en temiz elbiselerini giymiş armut ağacının dallarında görücüye çıkmışlar. Kartepe’nin başı dumanlı, kendini biraz kamufle etmiş. Sapanca gölüne naz ediyor bugün. Biz çekildikçe kendi evimize, bize el sallayan, bize doğru gelen, arınan, coşan tabiat. Bize sevgiyi, güzelliği ve huzuru fısıldıyor.

 Mevlana “Ne arıyorsan sen osun demiş” . Başka söze hacet yok.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263