Sesimi duyan var mı?

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi, bu toprakların hafızasına kazınmış en ağır felaketlerden biridir. Unutulmanın sitemini taşımak çok doğal ve insani bir duygu; ancak takvimler ve toplumsal hafıza konusunda küçük ama önemli bir noktayı düzeltmek gerekir.

27 yıl geçmiş.
27 yıl başı.
324 ay.
1404 hafta.
9855 gün.
236.520 dakika

Kimine göre çabuk geçiyor.

Ama kime göre,neye göre.

Zaman, en derin yaraların bile üzerini örtmekte ne kadar da mahir...

Yıllar önce bir gecede on binlerce canı toprağa verdiğimizde, "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" demiştik. Beton yığınlarının arasından yükselen "Sesimi duyan var mı?" feryadı, sadece o gecenin değil, geleceğimizin de yankısı olacaktı güya.

Bugün 17 Ağustos. Takvimler aynı günü gösteriyor ama ekranlar sessiz, sosyal medya akışları duyarsız, manşetler başka telaşların peşinde. Acının yıl dönümleri bile güncel gündemlerin, anlık telaşların ve algı oyunlarının arasında eriyip gidiyor.

Bizler kaybettiklerimizin isimlerini unuttukça, o binaları yapan iradeyi ve o ihmalleri sorgulamayı bıraktıkça aslında aynı felaketi tekrar tekrar yaşamaya davetiye çıkarıyoruz.

Unutmak, sadece geçmişe yapılan bir saygısızlık değil; geleceğe atılmış en tehlikeli adımdır.Hafıza sakatlanınca, ders almak da imkansızlaşır.

O gün hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anarken; unutmayı bir alışkanlık, anmamayı bir tercih haline getiren bu toplumsal hafızasızlığa sitem etmemek elde değil.

Sizce bu tür yıl dönümlerinin unutulmaması için bireysel ve toplumsal olarak en çok nereden başlamalıyız?

İlk ben söyleyeyim.

Çanakkale’den…