Sol fa sol…

Sağ-sol olmadı direk sol…

Yıllardır süre gelen kavgamızdı.Sağ-Sol,Kürt-Türk,Alevi-Sünni,Doğulu-Batılı.

Geçmişi değiştirme şansımız yok. Ancak çocuklarımıza barış dolu bir dünya bırakabiliriz.

Neyi paylaşamıyorlar ki?
Küçücük bir virüsün koca koca insanları ne hale getirdiğini görmedik mi?

Hangimiz komşumuz Aysel teyzenin Alevi olduğunu sorguladı ki...

Bir lokmamızı paylaşırken haydar abinin Kürt kökenli olduğunu bilmiyordum ki?

Hiçte sorgulamadım.
Onun oğlu bizim evimizde,ben onların evinde yemek yedik,birbirimizde kaldık.

Kız aldık,kız verdik.
Ne yapalım yani evlatları ikiyemi bölelim.

Bakın size bir hikaye anlatayım.

8 Haziran 1972’de, Kuzey Vietnam’da saklandıkları tapınağa bir Amerikan uçağından dört napalm bombası atıldı…

Sağ kalan çocuklar, elbiseleri, saçları, vücutları yanık içinde, çığlıklar atarak kaçışırken, foto muhabiri Nick Ut kendisine Pulitzer ödülünü getirecek olan kareyi çekti. Ortada, çığlık çığlığa koşan çıplak kız, Vietnam Savaşı’nın bütün dehşetinin isimsiz simgesi haline geldi.

Amerika’yı dünya kamuoyunun önünde mahkum eden bir simge……

1982’de bir Alman gazeteci “Resimdeki Kızın” peşine düştü. Kızın adının Kim Phuc olduğu ortaya çıktı. Bütün vücudu yandığı için Saigon’da 14 ay hastanede yatmış, yanık derisi ayıklanırken her seferinde acıdan bayılmıştı.
İleri bir yaşta, kocasıyla gittiği Moskova dönüşü siyasi mülteci olarak Kanada’ya sığınmıştı Kim.

O günlerde 34 yaşındaydı. Evliydi, 3 yaşında bir oğlu vardı. Astım ve şeker hastasıydı, sık sık migren krizi geçiriyordu. Vücudunda, her vesileyle azan, silinmek bilmez yaralar taşıyordu, cildi nefes alma yeteneğini kaybetmişti, ama “Ama ne talihliymişim ki yüzümde en küçük bir leke bile yok!” diye avunuyordu.

1995 senesinde Washington’da Vietnam Savaşı’nı anmak için bir tören yapıldı. Kim Phuc da oradaydı…
Kürsüde konuşurken, “O bombaları atan pilotla karşılaşsam, ona “Geçmişi değiştiremeyiz…” derdim,”Ama bugün ve yarın, barışa hizmet etmek için elimizden geleni yapabiliriz!”

Salondan sessizce ayrılıyordu ki, eline bir kağıt sıkıştırdılar, göndereni işaret ettiler. Kim Phuc önce dönüp adama baktı. Adam orada öylece durmuş, eli ayağı titreyerek Kim Phuc bakıyordu.

Sonra elindeki notu okudu Kim Phuc… “Kim, o adam benim!” yazıyordu.

8 Haziran 1972 günü, Vietnam’daki o mabede napalm atan uçağın pilotu John Plummer’di orada duran… Savaştan sonra yıllarca kendine gelememiş, ne yapacağını bilememiş, din adamı olmuş, “O küçük kızın” resmini gazeteden kesip her an cüzdanında taşımıştı.

Kim bir an adama baktı, sonra kollarını açarak ona doğru koştu…

Hangisinin yarası daha derindi dersiniz?

Ben açtım kollarımı...
Sizi bilmem...
Siz koşmasanızda
Ben çocuklarımızı bekleyeceğim..