YENİ Parti

Bide YENİ partiyi biz anlatalım.

Hasan Sabbah ve meşhur Alamut kalesinin hikayesini bilmeyen yoktur.

İnsanlık tarihinin en gizemli adamı Hasan Sabbah tarafından 11’inci yüzyılda kurulan, siyasi-askeri figürlere yönelik suikastlarıyla devlet yönetimlerini dizayn etmeye çalışan tarikat...

Tanıdık geldimi bilmiyorum.

Bugünkü İran, Irak ve Suriye topraklarında yaygındı, Büyük Selçuklu’nun en güçlü döneminde, ortaçağ İslam coğrafyasının belirleyici faktörlerinden biriydi.

Önce o meşhur hikayeyi anlatalım.

Hasan Sabbah; Yalçın bir dağın tepesindeki bir adam. Kartal yuvası bir kalede oturuyor.
Alamut kalesinde.

Krallıkları deviren, adalet dağıtan, dehşet saçan bir adam! O zamanın Selçuklu Sultanı, bu Hasan Sabbah’ın peşine kelle avcılarını göndermiş. Hasan Sabbah’ın kellesini istemiş.

Gel zaman git zaman Hasan Sabbath’ın elçisi, Sultan’a gitmiş Saray’a.
-Elçi gelmiş demiş ki Sultan’a; Bir lafımız olacak.

-Sultan; Buyur söyle demiş.

-Elçi; Şöyle bir etrafa bakmış. Demiş ki burası kalabalık. Olmaz.

-Sultan; Kalabalığı göndermiş.

-Elçi demiş ki; Bu korumalar da gitsin. Lafım sana demiş.

-Sultan iyice merak etmiş. Korumaları da göndermiş.

-O zaman elçi; Sultan’ın yanındaki iki kölemen korumaya bakmış demiş ki, onları da gönder.

-Sultan demiş ki; Onları göndermem. Onlar benim oğullarım. En çok onlara güvenirim. Biz üçümüz bir kişiyiz demiş. Hadi ne söyleyeceksen söyle, yahut da git.

-O zaman elçi; O iki kölemen korumaya dönmüş demiş ki; Size kılıçlarınızı çekin ve hükümdara (Sultan’a) kıyın desem ne yaparsınız? O iki kölemen koruma tereddüt bile etmeden emrin olur! Demişler.
Elçi; Bunun üzerine arkasına bile bakmadan çekip gitmiş!?

Peki…

Hasan sabbah bu kadar insanı kendine körü körüne bağlı olacak şekilde nereden buluyor ve kendine kölemen yapıyordu.

Rivayet o ki...

Hasan Sabbah’ın fedaisi olarak seçilen kişiye haşhaş veriliyor, mayıştırılıyor, uyutuluyordu. Fedai, gözlerini cennet’te açıyordu.

Rengârenk bitkiler, cıvıl cıvıl kuşlar, mis gibi kokular ve sarışın esmer kumral, şahane huriler... Fedai istediği kızla beraber oluyor, aklı başından gidiyor, sonra yine haşhaş verilerek uyutuluyordu. Bu defa gözlerini odasında açıyor ve henüz yaşarken cennete gidip geldiğini düşünüyordu; Hasan Sabbah cennetin kapılarını açan adamdı.

Böylece...

Fedailer yeniden cennete gitmek için yanıp tutuşuyor, bağımlısı haline geldikleri haşhaş’ın etkisiyle gözünü budaktan sakınmıyor, Hasan Sabbah’ın suikast emirlerini yerine getiriyordu. Ve, o sahte cennet elbette, efsane Alamut kalesinin arka bahçesinden başka bir yer değildi.

Peki bu Hasan sabbah ve avaresine ne deniyordu?

Haşşaşiler.

Peki devlet büyüğü 2002’den beri Cumhuriyet Halk Partisine ne dedi?

CE HA PE

ATATÜRK’ün partisi CE HA PE oluyorsa onunla uğraşan ne olur.

Hassan sabbah ile mücadele eden Selçuklu devleti hükümdarı.

Hassan sabbah ile mücadele için Selçuklu devleti hükümdarı ne yaptı.

Hassan sabbah’ın karşısına başka bir cemaat çıkardı.

Neydi bu cemaatin adı.

Cavlakiler.

Alamut kalesini düşüremeyince, fedailerle başa çıkamayınca, örgütün karşısına örgüt koyalım dediler, haşhaşilerin karşısına cavlakileri diktiler. Cavlakiye tarikatı, siyasi güç için dini alet etmekte sakınca görmeyen, bu uğurda suç işlemekten çekinmeyen, tehlikeli bir örgüttü.

Aradan 10 asır geçti.

ATATÜRK’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisinin karşısına kimi çıkardılar.

YENİ parti’yi.

Yani 10 asır sonrada değişen bir şey yok.

Daha ne diyeyim.