Yerel Medya alarm veriyor... Duyan var mı?

Basın Bayramı'nda kutlama değil, alarm var. İGF Genel Başkanı Mesut Demir'in "Kaliteli haber siteleri yok olacak" uyarısı, sadece gazetecilerin değil, demokrasinin geleceğine ilişkin ciddi bir uyarı niteliğinde.

Kutlamaların yapıldığı, mesajların paylaşıldığı, "özgür basın demokrasinin temelidir" cümlelerinin her zaman olduğu gini bir kez daha tekrarlandığı bir gün...

Ama işin mutfağında çalışan gazetecilere kulak verdiğinizde karşınıza bambaşka bir tablo çıkıyor.

Çünkü bugün Türkiye'de en büyük mücadeleyi ulusal medya değil, yerel medya veriyor.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de İnternet Gazetecileri Federasyonu (İGF) Genel Başkanı Mesut Demir'in yaptığı açıklamalardı.

Demir'in kullandığı şu cümle aslında sektörün içinde bulunduğu tabloyu tek başına özetliyor:

"Gerekli adımlar atılmazsa kaliteli haber siteleri yok olacak."

Bu cümleyi sıradan bir serzeniş olarak görmek büyük hata olur.

Çünkü mesele sadece birkaç internet haber sitesinin kapanması değil.

Mesele, Türkiye'nin dört bir yanında yaşanan olayların kamuoyuna ulaştırılmasını sağlayan yerel gazeteciliğin ayakta kalıp kalamayacağıdır.

Bugün Anadolu'nun birçok kentinde belediye meclisini takip eden, ihale dosyalarını inceleyen, çevre felaketlerini gündeme taşıyan, vatandaşın sesini duyuran gazeteciler, çoğu zaman çok ağır ekonomik şartlar altında yayın yapmaya çalışıyor.

Artan maliyetler...

Azalan reklam gelirleri...

Dijital platformların baskısı...

Ve buna rağmen her gün onlarca haber üretme zorunluluğu...

Üstelik bu tabloya bir de künyesiz yayın yapan, denetimsiz ve etik kuralları hiçe sayan "Merdiven Altı" Haber Siteleri eklendiğinde, işini doğru yapan yayın kuruluşları haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor.

Mesut Demir'in özellikle dikkat çektiği noktalardan biri de işte tam olarak bu.

Basın İlan Kurumu'nun komisyon oranlarının düşürülmesi, kamu reklamlarının daha adil dağıtılması, vergi yükünün hafifletilmesi ve sektöre yönelik yeni ekonomik modeller oluşturulması gerektiğini söylüyor.

Bu talepler yalnızca sektör temsilcilerinin isteği olarak görülmemeli.

Çünkü ekonomik olarak ayakta kalamayan bir medya kuruluşundan bağımsız gazetecilik beklemek de gerçekçi değildir.

İşin bir başka boyutu ise teknoloji.

Yapay zekâ...

Sosyal medya...

Dezenformasyon...

Önümüzdeki birkaç yıl içinde haber üretim alışkanlıklarını tamamen değiştirecek yeni bir dönem başlıyor.

Artık yalnızca haber üretmek yetmeyecek.

Doğru haberi, güvenilir haberi ve teyit edilmiş bilgiyi üretebilen medya kuruluşları ayakta kalabilecek.

İşte tam da bu nedenle yerel medyanın güçlenmesi sadece gazetecilerin meselesi değildir.

Bu konu, demokrasinin, şeffaflığın ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkının doğrudan bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Bana göre basın Bayramı'nda en çok alkışı hak edenler büyük ekranlarda görünen isimler değil...

Küçük şehirlerde, dar imkânlarla, baskılara rağmen kamu adına haber peşinde koşan yerel gazetecilerdir.

Çünkü yerel medya zayıflarsa sadece gazeteler kapanmaz. Kentlerin hafızası silinir, vatandaşın sesi kısılır, kamu denetimi zayıflar.

Ve o gün geldiğinde kaybeden sadece gazeteciler değil, Türkiye'nin demokrasi kültürü olur.