Siyasette küçük düşünen içinde bulunduğu anı,büyük ve doğru düşünen ileriki zamanı ve tabanı dikkate alır.
Şimdi istifa ederken hiç utanmadan;
“Kuruluş amaç ve ilkelerimizden bir süredir uzaklaşmış olmanın üzüntüsü içerisindeyim” diyor.
Şimdi istifa ederken suratları kızarmadan;
‘Türkiye daha iyi olsun’ diye yola çıkmış ve ülkemizin demokrasi ve kalkınma mücadelesine katkı sağlamak için çıktığı bu yolda umduğunu bulamadığını söylüyor.
Şimdi istifa ederken pişkin pişkin;
İYİ Parti’nin en zor zamanlarında hiç bir karşılık beklemeden (milletvekilliği den evvel izmir Büyükşehir belediyesi şirketinede karşılıksız genel müdür oldu herhalde)aktif olarak katkıda bulundum. Bu kararın benim için kolay olmadığını belirtmekle beraber bundan sonra da Büyük Türk Milletine hizmet yolunda var olan değişmez ülkümün başka mecralarda devam etmesi gerektiğine inanıyorum.
Diyor.
Şimdi istifa ederken sıkılmadan;
“Büyük bir heyecan ve umutla dahil olduğum İYİ Parti’de, milletimize ve ülkemize hizmet etme koşullarının ortadan kalktığını üzülerek görmekteyim. Gelecek günlerde de, ülkemiz ve milletimiz için, daha güzel yarınlar inşa etmek adına, azim ve kararlılıkla çalışacağımı belirtmek isterim.
Şimdi istifa ederken;
partinin varoluş amacından kopardığını, sözümün, tavrımın ve ilkelerimin partiyle artık bağdaşmadığını üzüntüyle ifade etmek isterim.
Diyor.
(10 ayda anlamış)
Dikkat edin istifa edenlerin istifa beyanları sanki bir tek mecradan çıkmış gibi.
Ayrıca son seçimde ilk defa yazılan ve nasıl yazıldığı herkes tarafından bilinenler istifa ediyorlar.
Kuruluş felsefesinin dışına çıkılmışmış.
Ben size söyleyeyim.
Sizin ki;
Ne CESUR bir hareket.
Ne ZORLU bir yol.
Ne YÜCEL’tilmiş bir duruştur.
Ne BEYAZ’dır,nede KARAMAN’dır.
İPSİZ sapsız,AYDIN olmayan,
YANIK,ÖMER’in adaleti bulunmayan korkaklıktır.
İşte sizinki de tam olarak istifa değil istifade’dir.
Ne partidir.
Ne ideolojidir.
Ne teolojidir.
Menfaattir,MENFAAT…