Türk dil kurumuna "Arife" Kelimesi Arapça kökenli olup "ârif" (bilen, tanıyan) kelimesinden türemiştir ve "bayramdan önceki gün" anlamına gelir.

Hal böyle olunca bizde beklenilen ne varsa onun için “falanca işin arefesinde” söylemi nerede ise değişmez bir ifade haline gelmiştir.

Bizde ramazan bayramının arefesinde sokağa çıkıp ” vatandaş bayrama sayılı günler kala ne yapıyor?” sorusuna kendi ölçülerimiz içerisinde cevap bulmaya çalıştık.

Bir kere baştan söyleyelim bir bayram havası yok.

Her ramazan bayramında dokuz gün olan tatil bu yıl 3 gün olunca orta yerde tatil havası da yok.

Hava da mevsim şartları dolayısı ile olabildiğince sert.

Caddelerde daha çok emekliler dolaşıyor.

Herkes pahalılıktan şikayetçi.

Bir dokun bin ah işit.

3-4 kişilik bir emekli grubuna “nasılsınız?” diye sorduk.

İçlerinden birisi “-Nasıl olalım bir kilo domates 115 lira gerisini var sen hesap et” cevabını verdi.

Başka bir şey söylemen yanlarından ayrıldık.

Çarşıda pazarda amiyene tabir ile kuru bir kalabalık mevcut.

Elinde kredi kartı olmayanlar çarşıda pazarda.

Kredi kartı olanlar ise daha çok AVM’lerde.

Maaş-ikramiye ve diğer ödemeler gibi ne varsa tamamı bayram öncesi ödendi.

Bayramın 3 gün olması dolayısı ile aile büyükleri Anadolu’da yaşayanlara ziyaret mümkün değil.

Altı üstü 3 gün.

Akaryakıt zaten ateş pahası.

Bu bayram ziyaretler ve tebrikler daha çok ismi akıllı olan telefonlardan görüntülü olarak yapılacak.

Küçük çocukları olanlar mecburen soluğu AVM’lerde alacak.

Çocuklara bayramlık lazım.

Çocukların ihtiyacı dışındaki tüm gerekenler nerede ise lüks.

Çikolata pahalı.

Şeker pahalı

Tatlının yanına yanaşmak mümkün değil.

Bayramda gelecek misafirlere kolonya ikram edilecekmi?

Emin değiliz.

Bu kadar olumsuzluk içerisinde arefe günü yine de bayram hazırlığı yapacağız.

Büyükşehirler bilindiği gibi dostluğu-arkadaşlığı-komşuluğu bitirdi.

Hiç birimiz yan komşumuzun yada bir alt kata bir üst katta kimin oturduğunu bilmiyoruz.

Bu gerçekten çok acı bir durum.

Zaman zaman belirtiyoruz.

Hayat pahalılığı var olan değerlerimizi de yerle yeksan ediyor.

Bundan sonra yıllar önce yaşadıklarımıza tekrar dönmenin mümkünü yok.

Bambaşka bir dünyaya doğru yola çıkmış bulunuyoruz.

Hepimiz geçmiş günlerin özlemi içerisindeyiz.

Ancak bulmak mümkün değil.

Bayramın gelişi arefe gününden belli olur” diyerek olup bitenleri kabullenmekten başka çare yok.

Biliyoruz ki aynı duygular ile hareket eden sadece biz değiliz.

Söz konusu umutsuzluk ve o umutsuzluğa bağlı olarak gelişen mutsuzluk bizi sıkı sıkıya sarıp sarmalamış durumda.

Kurtulabilene aşk olsun..