Hep hikayeler ile örnekler veriyorsun.Ülkenin bu durumu ile ilgili bir hikayen yok mu? Dediler.
“Herhalde var.
Ama hikayeyi anlatmadan evvel sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim” dedim.
“İşleneceğini herkesin bildiği halde,sayın Müsavat Dervişoğlu ve İYİ Parti’nin dışında engel olmak için hiç kimsenin bir şey yapmadığı cinayet gibi.”
Dedim.
İYİ dedim herhalde.
Bakın şimdi…
1981 yılında Gabriel García Márquez tarafından yayınlanan “kırmızı pazartesi” edebiyat tarihinin en sarsıcı romanlarından biridir.
Daha ilk cümlesinde kimin öleceğini söyler .
Ama asıl soru şudur?
Herkes biliyorsa neden kimse engel olmaz.
Hikaye Kolombiya’nın küçük bir kasabasında geçer .
Sakin bir kasaba görünür ancak yaklaşan cinayetin gölgesi herkesin üzerine çökmüştür.
Genç ve varlıklı Santiego Nasar sıradan bir sabahı uyanır piskoposu karşılamak için erkenden uyanır fakat kendisinin de bilmediği bir şey vardır.
Kasabadaki herkes o gün onun öldürüleceğini öğrenmiştir .
Angela vicerio adında genç bir kadın düğün gecesi ailesine geri gönderilir.
Çünkü bakire olmadığı ortaya çıkmıştır .
Ailesi bunun sorumluluğunun kime ait olduğunu sorar.
Kadın tek bir isim verir Santiago Nasar .
Gelinin kardeşleri aile onurunu temizlemek için Santiago nasar’ı öldürmeye karar verir .
Üstelik bunu gizlemezler,karşılaştıkları herkese anlatırlarlar .
Kasabanın neredeyse tamamı Yaklaşan bu cinayetten haberdardır ama büyük bir çoğunluğu bunun bir tehditten öteye gidemeyeceği düşüncesindedir .
Fakat herkes aynı şeyi düşünür bir başkası mutlaka haber verir .
Bir başkası mutlaka engel olur .
Bir başkası mutlaka bir şey yapar .
Tam da bu yüzden kimse bir şey yapmaz . Mesajlar ulaşmaz.
Tesadüfler üstüste gelir ve ölüm yaklaşır .
Roman boyunca okuyucular tek bir umut taşır Santiago belki kurtulur .
Belki biri yetişir belki son anda kurtulur .
Ama kader adım adım yolunu bulur .
Yazar burada bir dedektif hikayesi anlatmaz,katili saklamaz , cinayeti gizlemez.
Merak unsuru kim yaptı sorusu değil .
Neden kimse durdurmadı sorusudur .
Çünkü katiller bellidir kurban bellidir.
Cinayet saati bile bellidir .
Santiago gerçekten suçlu mudur? yoksa masum biri mi ölüme götürülmüştür .
İşte bu belirsizlik romanın etkisini daha da büyüktür .
Çünkü ortada yalnızca bir cinayet değil . Aynı zamanda sessiz kalan bir toplum vardır.
Kırmızı pazartesi, sorumluluk vicdan kader ve toplumsal kayıtsızlık üzerine yazılmış bir romandır.
Bir insanın ölümünü değil bir toplumun sessizliğini anlatır .
Bu yüzden yazar burada sadece bir cinayeti değil, kötülüğün bazen onu yapanlardan çok ona sessiz kalanlar ile buyudugunu anlatır.
Ve belki de bu yüzden hâlâ güncelliğini korur.
Çünkü bazen kötülük insanların kötü olmasından değil, iyi insanların sessiz kalmasından güç alır.
107 sayfalık bu eser kısa olmasına rağmen edebiyat tarihinin en unutulmaz romanlarından biri kabul edilir.
Romanı okuduğunuz da sonunda kafanızda tek bir soru oluşur.
Bir felaketin geleceğini biliyorsanız
Gerçekten ne yaparsınız. Yoksa herkes gibi bir başkasının bir şeyler yapmasını mı? beklersin.