Kabul etmemiz gerekiyor ki Türk insanı siyaseti seviyor.
Kurulan ve aklına yatan bir siyasi partiye çok hızlı bir şekilde üye oluyor.
Çok önemli bir kırılma noktası olmadığı takdirde de partisinden vazgeçmiyor.
Siyasetin yanında bizim insanımız STK’ları da seviyor.
Bu yüzdendir hemen her il merkezimizde falanca ilin, filanca ilçesinin, falanca köyünün kalkındırma ve geliştirme derneği olması.
Vatandaşımız “hazır bir derneğe üye oldum kısa bir zamanda o STK’nın başkanı olmalıyım” diyerek harekete geçiyor.
Kısa bir zaman sonrada var olan STK’dan yatay geçiş ile bir siyasi partiye geçilen ve orada milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği için verilen mücadele başlıyor.
Normal şartların olduğu bir ülkede insanların siyasete bu kadar ilgi duymasının bir esprisi yok.
Ancak sürekli belirttiğimiz gibi burası Türkiye.
Doğduğumuz andan hayata veda edeceğimiz zamana kadar tüm hayatımız siyaset.
Partisi bir şekilde iktidarda olan bir insan eğer partinin üst kademelerinde yer tutan siyasetçiler ile iyi bir bağ kurabilmişse ondan sonra yolu sonuna kadar açık.
Henüz bir siyasi partiye üye değilken hayatını çok zor şartlarda devam ettirmeye çalışan insanları tanıyoruz.
Söz konusu vatandaş tercihini bir şekilde daha sonra iktidar olacak bir partiden yana kullanabilmişse ondan sonrası kolay.
İktidar partisinde
İl yada ilçe üyeliği
Yönetim kurulu üyeliği
İl yada ilçe başkanlığı
Derken sıra bir anda milletvekili yada belediye başkan adaylığına geliyor.
Bilindiği gibi bizim ülkemizde siyaset partiler üzerinden değil de daha çok liderler üzerinden yapılıyor.
Eğer karizmatik bir parti lideri varsa iş kolay.
İşte o noktada yapılan tercihler kalan yaşantımız içinde yol gösterici oluyor.
Aynı şehirde
Aynı mahallede
Aynı sokakta
Aynı apartmanda
Yaşayan iki insan düşünün
Bu insanlarından ikisi de tercihlerini ayrı iki partiden yana yapsınlar.
Neticede yapılacak bir seçimde söz konusu partilerden birsi iktidar diğeri de muhalefet oluyor.
Tercihlerini ayrı ayrı partilerden yana kullananlar bu tercihlerini zaman içerisinde gözden geçirmiyorlarsa.
Aynı apartmandaki kapı komşusu iki kişiden birisi ömür boyu iktidar diğeri de yine ömür boyu muhalefet olarak kalıyor.
Bu durum söz konusu arkadaşların birisinin kafasının az çalıştığından diğerinin çok akıllı olduğundan değil.
Sadece ve sadece yola çıkarken yaptığı bir tercih.
Böyle bir noktada siyasetin hayatımızın tam orta yerinde olduğunu kabul etmemiz lazım.
Normal şartlarda Türkiye’de iktidar ve iktidarın nimetlerinden faydalananlar beş yıl bilemediniz on yılda bir değişiyordu.
Ancak suyun yolu AK Parti üzerinden 03 Kasım 2002 yılı itibarı ile değişti.
Aradan geçen 25 yıllık zaman dilimi içersinde tercihini AK Partiden yana kullananların o günkü yaşam şartları ile şimdiki yaşam standartlarına bir bakın.
Ne demek istediğimiz kolayca anlaşılacaktır.
Tercihini iktidar dışındaki siyasi partilerden birisi lehine kullanan ve her seçim “geçen seçim olmadı bu seçim olacak” diye bekleyenlerin hayatlarından ise çeyrek asır diye tanımlayacağımız 25 yıl su gibi geçti gitti.
Geriye yanlış yada doğru kullandığımızı düşündüğümüz tercihlerimiz kaldı.