Zaman zaman bize ayrılan bu sütunlarda hatırlatırız.

Bizim Ülkü Ocakları ile tanışıklığımız 1974 yılına yani 14 yaşımızda başlar.

Aradan çok uzun yıllar geçti.

O dönemler herkes gibi bizde Başbuğ Alparslan Türkeş’ in gösterdiği hedef doğrultusunda bir ülkücü olarak MHP’de siyaset yapmaya başladık.

12 Eylül 1980 ihtilali oldu.

Demokrasiye ara verildi.

MHP başta olmak üzere çok sayıda siyasi parti yasaklandı, Partilerin genel başkanları uzunca sayılabilecek sürelerde cezaevlerinde kaldılar.

Sonra MÇP dönemi

Arkasından yine MHP

1997 yılında Başbuğ Türkeş vefat etti.

MHP’nin başına yapılan kurultayda Devlet Bahçeli seçildi.

O tarihten sonra meydana gelen siyasi gelişmeler hepimizin gözleri önünde cereyan etti.

MHP içerisinde başlayan hoşnutsuzluk 25 Ekim 2017 tarihinde İYİ Partinin kurulmasına vesile oldu.

Sonrasında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş.

Arkasından 2019 tarihindeki yerel seçim.

2023 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi.

31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimden başarısız bir şekilde çıkılınca Genel başkan Meral Akşener’in istifası sonrasında genel başkanlığa Müsavat Dervişoğlu’nun seçilmesi ile başlayan yeni bir süreç.

Gelişmeler elbette ki bunlar ile sınırlı değil.

İYİ Partiden ayrılan Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi

İYİ Partiden ayrılan Yavuz Ağıralioğlu’nun Anahtar Partisi

İYİ Partiden ayrılan Yusuf Halaçoğlu’nun Kutlu Partisi

Remzi Çayır’ın başında bulunduğu Milli Yol Partisi

Ahmet Yılmaz’ın genel başkanı olduğu Milliyetçi Türkiye Partisi

Belli zaman aralıkları ile önce partileştiler sonrada yerel ve genel seçimlere katılabilmek için yurt genelinde teşkilatlanmaya çalıştılar.

Bizim ilk aşamada aklımıza gelen partiler bunlar.

Dünya görüşleri birbirine benzeyen yani merkezinde ülkücülerin olduğu birkaç parti daha mutlaka vardır.

Yukarıda isimlerini yazdığımız partiler ve o partilerin genel başkanları uzun yıllar aynı saflarda siyasi mücadele verdiler.

Şu sıra birisinin tırnağına diken batsa diğerlerinin yardım için hiç tereddüt etmeden yardıma koşacaklarına eminiz.

Ancak….

Bu kadar parçalanmanın olduğu bir süreçte başarı mümkün değil.

Bunu partilerin başındaki genel başkanlar da biliyor.

Lakin hiçbirisinin bir araya gelmek yada bir siyasi partide buluşmak gibi bir niyeti de yok.

Yukarıda böyle bir ayırım olunca.

Aşağıda kıyametler kopuyor.

Bir zamanlar arkadaşı için kendisini kurşunun önüne atmaktan çekinmeyenler.

Teşkilatlara ekonomik katkıda bulunmak adına kan bağışı kampanyasına katılanlar

Şimdi nerede ise birbirlerinin kanını içmeye yemin etmiş bir noktaya gelmiş durumdalar.

İşin kötüsü adım atmak isteyenlerde çok büyük hakaretlere uğruyor.

29 ekim Perşembe günü Cumhuriyet bayramının 103. Yıl kutlamaları sırasında düşme tehlikesi geçiren MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin koluna İYİ Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu girmişti.

Son derece insani bir davranış.

Bizde kendi sosyal medya hesaplarımızdan bu durumun son derece insani bir davranış olduğu ile sosyal medya hesaplarımızdan paylaşım yaptık.

Binlerce insan bize küfür etti.

On binlerce hakareti saymıyoruz bile.

Biz ülkücüyüz.

İşin garip tarafı bize küfreden , hakaret edenlerde Ülkücü.

Belirttiğimiz gibi genel başkanların bu konuda sağlam adım atmak gibi bir niyetleri yok.

Burada bütün iş tabandaki Ülkücülere düşüyor.

Hayatını mukaddes bir davaya adayan milyonlarca ülkücünün bu şekilde ayrışması çok net bir şekilde diğer siyasi görüşlerin işine geliyor.

Bizim temennimiz bu bölünmüşlüğün ortadan kalkması.

Kim kaldıraca?

Kim nasıl bir adım atacak?

Cevabını beklediğimiz soru da budur.