Siyasi partilerde parti liderlerine ağır ithamlar ile koltuklarını terk etmeleri gerektiği söyleniyor.

Terk edebilirlerde…

Ama bazı üsluplar çok ağır.

Protesto edebilirsiniz ama protesto etmeninde bir raconu var.

Bakın şimdi …

2.el bir araba aldığınızda dikkat edin hayırlı olsun demeden evvel kaça aldın diye sorarlar.

Sizde şu kadara aldım dediğinizde pahalı almışsın der.

Sende kaçaymış bu arabalar dediğinizde.

Şu kadar der.

Tamam gidip onu alalım dediğinizde.

Valla bilmiyorum banada şu demişti der.

Yani bir şeye muhalif olma,protesto etme,karşı görüş bildirme durumumuz bile değişik bizim.

Bakın şimdi…

Hiç unutmam…

Solcu bi grup Galata Kulesi'ni basmıştı, “ABD defol, Amerikan hükümetini protesto ediyoruz” diye slogan atıyorlardı.

Baskıncılardan birinin tişörtünün göğsünde “FBI” yazıyordu!

IMF başkanı geldi, konferans verdi, bir üniversite öğrencisi “IMF defol, yaşasın tam bağımsız Türkiye” diye haykırarak, IMF başkanının kafasına ayakkabısını fırlattı. Kapitalizme karşı olan tam bağımsızlıkçı arkadaşımızın ayakkabısı, Nike'dı.

İstanbul'da senelerdir İsrail konsolosluğunun önünde protesto eylemi yaparlar, binaya yumurta atarlar, taş atarlar, binadan çıkanlara “pis yahudi” filan diye hakaret ederler. Halbuki, o binada konsolosluk yok. Yapı Kredi Bankası var. Konsolosluk, C blokta, arkada kalıyor, eylemin yapıldığı yer görülmüyor bile.

Akp valisi güya Coca Cola'yı protesto etti, Fanta içti.

Barzani'yi protesto edip, Kürdistan bayrağı yaktılar, yakılan bayrağın Kamerun bayrağı olduğu anlaşıldı… Ermenistan'ı protesto ettiler, Ermenistan bayrağı diye Kolombiya bayrağı yaktılar.

Antalya'da uçak gemisinden inen Amerikan askeri diye adamın kafasına çuval geçirdiler, Tanzanyalı turist çıktı.

Çin devleti Uygur Türklerine eziyet ediyor diye, tiyatro sanatçımız Ayumi'ye twitterdan hakaret yağdırıyorlar.
Ayumi, Japon.

Uygur Türklerinin hakkını savunmak için Çin lokantasını darmadağın edip, “burada Çinli istemiyoruz, defolun” diye bağırdılar. Lokantanın sahibi Türk, Çinli diye dövülen aşçı, Uygur Türkü.

Hani, öfkelendiği iki kişiyi gösterip, “bunu asın, şunu da becerin” demiş ya padişah…
Becerilecek olan kurban, infaza giderken cellata habire hatırlatıyormuş, “aman ha kardeş, bi karışıklık olmasın, onu asacaksınız, beni…”

Yani size demem odur ki…

Yapıcı eleştiri yapanlar ile yıkıcı eleştiri yapanları karıştırmayın.