Ülke ekonomisi açıklanıyor.
Uçuyoruz.
Anlatılanlara göre dünyanın en iyi ekonomilerinden birine sahibiz.
2002 yılında 17 ci sırada aldıkları ülkeyi kaçıncı sırada olduğunu dahi bilmedikleri bir yere getirdiler.
Tarımı bitirme noktasına getirmiş,samanı dahi ithal eden bir ülke konumuna geldik.
Devri iktidarları döneminde yoksulluğu bir meslek haline getirip ve mesleğin ne diye sorulduğunda yoksulum diyen bir toplum yarattılar.
Enflasyonu hesaplarken enflasyonu düşürmek için yazın yapılan hesaplamalarda hesabın içine salep,odun,kömür gibi kullanılmayan ürünleri ekleyerek enflasyonu düşük çıkardılar.
Geçim hesabını yaparken gevrek üzerinden yaptılar ama kendileri portakallı ördek yedi.
Bakkal zihniyeti ile AVM yönetmeye kalktılar.
Fotoğrafın bütününe değil işlerine gelen yere baktılar.
İmamı TÜBİTAK’ın başına getirdiler.
Nereye yama yapmaya kalksalar ellerinde kaldı.
Yara aldıkları yerlere kemoterapi uygulayarak süreyi uzatmaya kalktılar.
Oysa ki hastanın kalbi arıza yapıyordu.
Bakın şimdi;
ABD 2. Dünya savaşına girer girmez Pentagon, Columbia üniversitesi bünyesindeki İstatiksel Araştırma Grubu (SRG) nin önüne çözülmesi gereken bir problem getirdi.
B29 uçakları Alman uçaksavarları karşısında büyük kayıplar veriyorlardı. Uçakları zırhla kaplamalı idiler ama zırh ağırdı ve uçakların savaşma kapasiteleri düşürmemek için uçakların sadece bir bölümünü koruyucu zırhla kaplama olanakları vardı. Ama uçağın neresini zırhlamalı idiler?
Gövdelerini mi, motorlarını mı, kuyruklarını mı yoksa kanatlarını mı korumaları gerekiyordu?
İşte SRG ye verilen görev bu kararı verebilmek için istatistiki verileri yorumlayarak rapor yazmak idi.
SRG ekibi verileri toplamaya başladı. Üslere yaralı dönebilen B29 lar incelendi, istatistikler tutuldu ve geri dönebilen uçakların en çok gövdelerinin delik deşik oldukları görüldü. Daha az sayıda hasar kanatlarda, ve kuyrukta vardı. Motorlarda delik hemen hemen hiç yoktu.
" Demek ki," diye düşündüler SRG uzmanları," Zırhlamaları gövdeleri koruyacak biçimde yapmalıyız." Ve raporlarını o yönde düzenlediler.
O tarihlerde orada bulunan SRG görevlisi Abraham Wald, Avrupa’dan ölümden kaçarak gelmiş sessiz bir bilim adamıydı. Nazilerin anavatanı Avusturya’dan gelmiş olduğu ve İngilizceyi Alman şivesi ile konuşuyor olması herkesi tedirgin ediyordu. Üstelik nerede ise şifre gibi okunmayan kargacık burgacık yazısı ile durmadan notlar alıyor herşeyi sorguluyordu. Wald'ın Alman casusu olabileceğini düşündüler ve mümkün olduğunca stratejik projeleri kendisi ile paylaşmamaya başladılar.
Ama nasılsa yukarıdaki sorunun ayrıntılı sonuç raporu teslim edilmeden hemen önce Wald’ın eline geçti.
Wald raporu okur okumaz amirlerine koştu. "Büyük bir hata yapmak üzeresiniz !" dedi ve uyarısını sürdürdü; "Siz geri dönebilen, vurulduğu halde düşmeyen uçakların üzerlerindeki kurşun deliklerini esas aldınız. Evet, gövdelerinden, kuyruklarından ve kanatlarından vurulan uçaklar geri dönebildiler ama motoru darbe almış tek bir uçak dahi geri dönmemiş. Heryeri vurulan uçakların motorlarının isabet almamış olması mümkün mü? Motorlarından vurulan uçaklarımız düştüler ve dolayısıyla bu tür uçaklar istatistiklerimizde görülmediler.. Zırhlar motorların etrafılarna yapılmalı."
Abraham Wald, probleme Amerika’nın o devirdeki en iyi eğitimli bilim adamlarının göremediği bir pencereden bakmış ve tarihe 2. Dünya savaşının kazanılmasına büyük katkıda bulunan kahraman istatistikçi diye geçmiştir. Wald’ın çok sayıda Amerikan savaş pilotunun hayatını kurtarmış olduğu düşünülüyor.
O gün ve daha sonraları sürekli sorulan soru şu oldu;
"Bu kadar açık bir gerçeği nasıl olup da onca bilim adamı göremedi?"
Ve şimdi bu ekonominin kötü gidişini,ülkenin yanlış yönetilmişini görmediler.
Hadi bunlar gördüde görmediler.
Ya bu ülkede uçuruma sürüklendiğimizi görecek bir tek Abraham wald yok mu?
Derken söylediği her şey çıkan Müsavat Dervişoğlu çıktı.
Ve kral çıplak dedi.
Tünele girmeden önce son çıkıştır İYİ parti ve Müsavat Dervişoğlu.
Benden söylemesi…