Gün içerisinde çok sayıda insan ile karşılaşırız.
Karşılaştığımız her on kişiden dokuzu ile konuştuğumu tek konu siyaset.
Bu durum nerede ise 50 yıldır böyle.
12 Eylül 1980 yılında yapılan ihtilalden önce de böyleydi.
12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra da değişmedi.
Belli zamanlarda yazarız, anlatırız.
Türk insanı oldum olası siyaseti sever.
Bu sevgi daha çok mecburiyetlerden ortaya çıkar.
İnsanımız bilir ki hayatının hangi noktasında olursa olsun bir mesafe alınacaksa bunun aracı siyasettir.
Hal böyle olunca istikamet çoğunlukla iktidar partisine doğru oluyor.
Daha sonra var olan diğer partilere.
Var olan bir siyasi partinin kapısından giren hele birde o siyasi partiye üye olan vatandaş için partisini savunmak nerede ise savaşta bir mevziyi korumak ile eş anlamlıdır.
Kimseyi konuşturmaz.
Parti genel merkezlerinden gelen söylemleri dinleyip sonrada kamuoyu ile paylaşmak olmazda olmazdır.
Türkiye’de an itibarı ile 189 siyasi parti var.
Var olan bu 189 siyasi partiden seçime katılabilme yeterliliğine ulaşan parti sayısı ise 41 tane.
Türkiye’de herhangi bir siyasi parti kurmak için gereken kurucu üye sayısı 30’dur.
Kimsenin kimseyi dinlemediği dinlese bile anlamadığı bir memlekette bir siyasi parti kurabilmek için 30 kurucu üye bulabilmek öyle kolay bir hadise değil.
Bu işe başlayan ve söz konusu 30 kurucu üyeyi bulan kim varsa biz o kişiyi başarılı kabul ederiz.
İşin birde seçime katılma yeterliliğini kazanmış 41 parti ile olan süreç var.
Bu iş daha zor.
Kurulan bir siyasi partinin genel yada yerel seçime katılabilmesi için o partinin seçimin başlangıç tarihinden en az 6 ay önce ülke genelinde bulunan en az yarısında teşkilat kurması gibi son derece önemli ve zor bir görev var.
Bilinen 7-8 siyasi parti dışında ismini duymadığımız duysak bile genel başkanının kim olduğunu yöneticilerinin kimler olduğunu bilmediğimiz toplam 41 siyasi parti var.
Biz dahil büyük bir çoğunluğun ismini bile bilmediği bu partilerin tamamı var olan 81 il merkezinin 41 tanesinde teşkilatlanmalarını tamamlamış ve yapılacak seçimi bekliyor durumdalar.
Buda son derece zor bir iş.
Ancak duruma göre başaran çok isim var.
İşte böyle bir süreçte var olan tüm siyasi partilerin üyeleri bir şekilde iktidar yada iktidar olacaklarına inanıyorlar.
Bunun aksine ne söylerseniz söyleyin anında itiraz ediyorlar.
Peki bu ne kadar gerçekçi.
Bize göre gerçekliği son derece az.
Ancak “Çıkmayan candan umut kesilmez” anlayışı ile vatandaş bu siyasi partileri taşımaya devam ediyor.
Belki de partili olmanın gereği bu.
İnanç sadece inanç.
Bizim yolda karşılaştığımız partililerin durumu aynen anlatmaya çalıştığımız gibi.
Hepsi kendilerine göre sonuna kadar haklı.
Peki bu haklılık ne zamana kadar devam ediyor?
Sandıklar açılıp ak saç kara saç belli oluncaya kadar.
Sonrası “burada olmadı şansımı başka bir partide deneyeceğim” anlayışı.
Bizim burada kullanacağımız ifade ise “Umut tükenmez insan yaşlanır” şeklinde oluyor.
Başka yok.