Yaklaşan her ramazan öncesi temel gıda maddelerinde meydana gelen anormal fiyat artışları ile ilgili fikirlerimizi önceki gün ve dün bu sütunlarda anlatmaya çalışmıştık.

Anlatmaya çalışırken de “Biz 65 yaşımıza geldik daha iki sene üst üste ramazan pidesinin geçen ramazan ayındaki fiyattan satıldığını görmedik.

Ramazan ayının yaklaşması ile birlikte toplantı üstüne toplantı yapan fırıncılar “ekmek yapmak için gerekli malzemelerin maliyetlerinde şu kadar artış oldu bu kadar zam oldu” diyerek pide fiyatlarına anormal zamlar yaparlar.” şeklinde görüş belirtmiştik.

Yazı sonrası çok sayıda fırıncı esnafımız aradı.

Aralarında tanıdıklarımız var

Tanımadıklarımız var.

Arayanların tamamı yazdıklarımız konusunda “tamamen haklısınız” diyorlar.

Yine fırıncı esnafımız arasından arayalar “-Yüksel bey yazdıklarımızın tamamına hak veriyoruz lakin size zahmet kısa bir araştırma yapın geçtiğimiz yıl ramazan ayı öncesi bir litre akaryakıt kaç liraya satılıyordu?

-Bir çuval un kaç liraydı?

-Bir kilo hamur mayası kaç liraya satılıyordu.

-Geçen yıl işyeri kirası ne kadardı şimdi ne kadar?

-Geçen yıl çalışan personel kaç lira maaş alıyordu, şimdi kaç lira alıyor”

sorularına cevap bulun , o zaman inanıyoruz ki sizde bize yani fırıncı esnafına hak vereceksiniz” söyleminde bulundular.

Biz zaten işimiz gereği sürekli araştırma halindeyiz.

Yazdıklarımızı savunmak bir yanlışa düşmemek adına zaten kılı kırk yarıyoruz.

Anlatmaya çalıştığımız pahalılığında sadece ekmek ile pide ile sınırlı olmadığını da biliyoruz.

Ancak Türkiye’de ramazan geldiğinde vatandaşın aklına gelen ilk temel gıda maddesi pide olduğundan fiyat artışlarını o tarafa doğru yönlendirdik.

Önceki gün bir esnaf arkadaşımız gazeteye geldi.

Bu zamana kadar 25 bin lira kira veriyormuş.

İşyeri sahibi “Kiranı 85 bin liraya çıkardım bu kirayı vereceksin veremezsen işyerini tahliye et çünkü istediğim rakamı verecek insanlar var “ demiş.

Anlatmaya çalıştığımız kira artışlarından “Yandım Allah” demeyen nerede ise yok gibi.

Bu noktada fırıncı esnafı da haklı diğer iş kolları da haklı.

Geçen yıldan bu güne kadar

-Elektrik

-Su

-Doğalgaz

Başta olmak üzere temel giderlerde yapılan artışları yazmaya çalışmak sahifede yer kalmaz.

-Vergiler

-SGK ödemeleri

Personel giderlerini yazmaya gerek bile duymuyoruz.

Burada iş dönüp dolaşıyor Devletin aması gereken önlemlere dayanıyor.

Üretim yeteri kadar olmayınca.

İhtiyaç maddelerinin üretildiği yerden kent merkezlerine kadar gelmesi sürecinde ortaya çıkan masraflar var.

Anadolu’nun bir kentinden İstanbul’a yola çıkan bir kamyonun ne kadar yakıt kullandığı sorusuna cevap bulduğumuz an özellikle temel gıda maddelerine gelen zamları da anlayabiliriz.

Köprü geçişleri

Otoyol paraları derken

Pahalılık daha yolun başında başlıyor.

Bizde işin kolayını bulmuş bir şekilde esnafı azarlıyoruz.

Esnaf ucuz alırsa ucuza satacak.

Ancak Türkiye’de şu aşamada maalesef böyle bir durum söz konusu değil.

Esnafın yaptığı zamlara kızalım.

Peki yukarıda da belirttiğimiz gibi devletin başta akaryakıt-elektrik-su-doğalgaz- SGK-Vergi-Otoyol ve köprü geçişlerine yaptığı zamlar konusunda nasıl bir tepki vereceğiz.

Asıl bu tarafa bakmak lazım.