Sadakat ile başlayan her şey ihanet ile biter derlerdi inanmazdım.

Bana sert yazıyorsun diye kızıyorlar.

Bu gün milletvekili ve belediye başkanlarının transferlerine bakınca neyi nelere değiştikleri bir bir ortaya çıkıyor.

Yaşananları görünce aklıma bir film geldi.

Braveheart;

Yani

Cesur Yürek; Mel Gibson’in yönettiği ve başrolünü oynadığı tarihî, yarı kurgusal film. William Wallace’ın hayatını anlatır.

William Wallace ailesini henüz çocuk yaştayken İskoçya uğruna kaybeder. Karısı ise İngiliz birlikleri tarafından öldürülür. Karısının öldürülmesi Wallace’i intikam arayışına iter. Bu arayışı kısa bir zaman içerisinde ülkesinin özgürlüğü için bir avuç adamla mücadele verdiği bir savaşa dönüşür.

Benim anlatmak istediğim filimin son sahneleri.

Savaş tüm hızıyla devam ederken askeri bir hamle yapmak ister Wallace.

Savaşı kazanması an meselesidir ve son bir hamle yapacaktır.

Geri çekiliyormuş gibi yapıp arkadan dolanmak ister ve okçuların oklarını atmasını beklerken bir anda herkes geri çekilir.

Ve Wallace yalnız kalır.

İşte o anda kameralar kral Artur’un bulunduğu tepeye döner.

Herkes şaşkınlık içerisindedir.
Kral Artur mağrur biçimde atının üstünde otururken yanındaki atın üzerinde bulunan komutan şaşkın bakışlar içerisinde sorar.

Ne oluyor?

Ve kral Artur o meşhur sözünü söyler.

“Onlara reddedemeyecekleri bir teklif sundum”

Güzel bir film izlemenizi tavsiye ederim.

Ve unutmayın;

Sadakat ya birine doğru koşmaktır ya birinden kaçmaktır.
Teslim olunmadan sadık olunmaz. ...