27 Haziranda Tandoğan’da yeniden Tamdoğan olmak istiyorsan.
Kurucu Önder,barış elçisi diye çocuk katiline sıfat verilmesini,
PKK’nın tanık, TSK’nın sanık olmasını,bayrağımızın indirilmesini,
Habur’da havayi fişekle karşılanmalarını, UEFA kupası kazanmış gibi otobüsün üstünde tur attırılmalarını,
Diyarbakır’a karışırız diyen Barzani’yi AKP kongresinde onur konuğu yapıp, Türkiye seninle gurur duyuyor
diye alkışlanmasını,
Saçılıma karşı çıkanlara “iki cihanda lekeli” denmelerini,
DEP kongresinde, HADEP kongresinde, DEHAP kongresinde, DTP kongresinde, BDP kongresinde,DEM kongresinde Ankara’nın göbeğinde, bayrağımız indirilmesini,
DEM milletvekillerinin, kameralar önünde, göstere göstere, Kalaşnikoflu teröristlerle sarılıp kucaklaşmalarını,
Tayyip Erdoğan’ın akıl hocalarından olan AKP milletvekilinin “PKK’nın zulme karşı mücadele ettiğini” söylemesini,
AKP yöneticisi “Türk yoktur” demesini,
“Ulus devlet Allah’ın belasıdır”,
“Türk üst kimliği bölücüdür”, “devletten yana değil, dağdakiyle birlikte yaşamak isterim”,
“Türk bayrağı demeyelim, Türkiye bayrağı diyelim”
“PKK’yla masaya oturduğumuzu iddia edenler şerefsizdir”
Apo’ya Diyarbakır meydanında “Ulusa Sesleniş” konuşması yapmasını,
“TSK cami bombalayacaktı” iftirasını aylarca manşet yapılmasını
“isteklerim yerine getirilmezse 50 bin kişiyle halk savaşı olur, bundan önce yaşananlar devede kulak kalır”
Apo açık açık “AKP’yle ittifaka gireceklerini, kendi isteklerinin yerine getirilmesi karşılığında Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını destekleyeceklerini”
Devletin valisinin “Abdullah Öcalan’ı takdirle karşılıyorum”
Apo posteri taşımak suç olmaktan çıkarılmasını,
otomobiline Atatürk posteri yapıştıranlara trafik cezası kesilmesini,
19 Mayıs yasaklanmasını,
TC kaldırılırken, PKK bayrağı serbest bırakılmasını,
PKK bayrağıyla alakalı suç duyurusunu inceleyen savcılık, “sarı kırmızı yeşil renkler, PKK sembolü manasına gelmez, Senegal’in Gana’nın Kamerun’un bayrağı da yeşil kırmızı sarıdır”
PKK kurşunuyla tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş, şeref madalyalı subayımız, PKK itirafçısının yalanlarıyla intihar etmemesini,
İsmet İnönü’ye “Hitler”
Sabiha Gökçen’e “soykırımcı”
Şehitlere “kelle”
Apo’ya “sayın” denmemesini,
Şehitlere kelle dediği için Tayyip Erdoğan’ı “üç kuruş” tazminata mahkûm ettiren avukatı, Silivri’ye gönderilmenesini,
Bu tarihi kararı veren kadın hâkimi, adalet bakanının talimatıyla yargılanmamasını,
Gazilere haciz gelmemesini,
Şehit babasının kapısına icra gelmemesini,
10 şehidimizin toprağa verildiği gün, Tayyip Erdoğan şarkıcılarla beraber Somali’ye gitmemesini,
8 şehidimizin toprağa verildiği gün, dışişleri bakanımız, başbakanımızın eşi ve kızıyla beraber Myanmar’a gidip, Myanmarlılara ağlamamasını,
15 şehidimiz varken, AKP milletvekili stadyumda sünnet düğünü yapmamasını,
25 şehidimiz varken, AKP’nin valisi AKP’nin Necdet beyine sucuk hediye etmemesini,
Senin şehidin arabanın kasasında gönderilirken,Libyalıları, Filistinlileri, Yemenlileri, Mısırlıları, Suriyelileri ambulans uçaklarla Türkiye’ye getirip, özel hastanelerde ücretsiz tedavi ettirilmenesini,
Cumhurbaşkanına hediye edilen beygirin bile özel uçakla Ankara’ya getirirken... Şehitlerimizin tabutlarını kamyonet kasasında taşıyıp, gazilerimizi şehirlerarası otobüsle göndermemesini,Gaziler, otobüs biletlerini bile kendi cebinden ödememesini,
Anayasa Mahkemesi önündeki “adalet nöbeti”nden tek kelime yayın yapmayan şerefli(!) basınımız, Diyarbakır belediyesi önündeki anneler nöbetinden 7 gün gün 24 saat canlı yayın yapmasını,
Diyarbakır’daki anneler anne de, Ankara’dakiler kelaynak sürüsü mü? Diyarbakır’daki annelerin evlatları PKK’nın elinde esirken, subay annelerinin evlatları kendi ordusunun elinde esir olmamasını,
Hukuku eğip büküp, İmralı’yı Kandil’i meşru hale getirilmenesini,
TÜSİAD’a vatan haini diyenlerin, PKK’ya vatan haini diyemediğini,
PKK cirit atarken, ömrünü terörle mücadeleye adamış Genelkurmay Başkanı terörist suçlamasıyla müebbet hapse mahkûm edilmemesini,
“Bayrağı korumaya yeminli” kuvvet komutanlarımız, pırıl pırıl subaylarımız hapse tıkılırken, AKP’nin cankuşu Hilmi efendi “kasaptaki ete soğan doğramam” demesini,
Kışlaya molotof atıp, askeri üsteki bayrağımızı indirdiklerinde, Necdet bey’in sabrı taşmazken... Aynı Necdet bey, sessiz çığlık eylemine katıldı diye, emekli tümgeneralin eşi Derya Beştepe’ye “orduevine giriş yasağı” koymamasını…
İstemiyorsan.
Atalarından aldığın gibi bir ülkeyi çocuklarına bırakmak istiyorsan.
Bayrağını al Tandoğan’a gel.
Saklı gizli yok, her şey gözünün önünde cereyan ediyor...
Birlik olmazsan yakında Türk bayrağını indirdikleri askeri üsse Kürdistan bayrağı dikerler.
Demedi deneyin.