Cuma gecesi  saat 20.55 sıralarında Elazığ ve Malatya’da meydana gelen depremin bir taraftan yaraları sarılmaya başlanırken bir taraftan da bundan sonraki olası depremlere karşı neler yapılacağı ile ilgili bilim adamlarının söyledikleri pür dikkat dinleniyor.

Türkiye’nin dört bir yanından Elazığ merkezli depremzede kardeşlerimize yardımlar yağıyor, Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm siyasi partiler var güçleri ile bölgede depremden zarar görenlerinin elini tutmak adına bölgeye akın ediyor.

Bütün siyasi partiler, bütün belediyeler, bütün STK’lar, spor kulüpleri Deprem bölgesine yardımcı olabilmek karınca kararınca katkı sunabilmek adına tam anlamı ile seferberlik ilan etmiş durumda oradaki kardeşlerimizin imdadına yetişmeye çalışmıyorlar.

Bu konuda herkes elinden gelen bütün katkıyı sunmanın mücadelesini veriyor, Kış mevsiminde Türkiye’nin en soğuk bölgelerimizin başında gelen doğu Anadolu bölgesinde bir taraftan deprem ile diğer taraftan amansız iklim koşullarına karşı mücadele eden depremzedelere 82 milyon hep bir ağızdan dua ediyor “Geçmiş olsun-yalnız değilsiniz” mesajları iletiliyor.

Buraya kadar her şey normal, Normal olmayan ise bizim deprem sonrası yaptıklarımız değil deprem öncesi yani deprem gelmeden önce yapılacaklarımızı ötelemek gibi bir yanlışlığa düşmemizdir, Tam olarak bir deprem kuşağı üzerinde bulunan Ülkemizin depremden kaçışı olmayacağına göre gelmesi muhtemel depremde neler yapılacağı ile projeler hepimiz için çok ama çok önemli.

Dün bu sütunlarda yine belirttik Türkiye 1999 yılında “Asrın felaketi” olarak tanımlanan Marmara Depremini yaşadı, on binlerce insanımız hayatını kaybetti, bir sürü bina yıkıldı, yaşadığımız tahribatı bugün bile atlatamayan insanlar olarak böylesi olağanüstü yıkımları yaşamamak en büyük dileğimiz.

1999 yılından sonra Devletimizin olabilecek depremlere göre önlem alınması adına belli başlı projeler hayata geçirildiğini biliyoruz, ancak bu çalışmaların yeterli olmadığı, daha alınacak çok ama çok büyük mesafenin olduğunu da yaşadığımız her deprem sırasında çok net bir şekilde yaşamak zorunda kalıyoruz.

Konu ile ilgili ne zaman bize bir soru yöneltilse ilk cevabımız “ Deprem siyaset üstüdür, Türkiye Deprem konusunda kaybettiği mesafeyi bir an önce kapamak adına tam bir seferberlik ilan etmeli ve hiç vakit kaybetmeden Deprem bakanlığı kurulmalıdır” şeklinde oluyor.

Oldum olası konuşulan ancak tam anlamı ile bir türlü hayata geçirilemeyen “Kentsel Dönüşüm” konusunda gerekeni maalesef yapmıyoruz, Her ne kadar belli konularda çalışmalar olsa da “Depreme dayanıklı binaların” hayata geçirilmesi adına yerel yönetimlere gerekli talimatların verildiği noktasında işin doğrusu tereddütlerimiz var.

Bu durum ister istemez beraberinde umursamazlığı ve unutkanlığı getiriyor, Türk insanının meydana gelen olumlu yada olumsuz hadiseleri çok kısa bir zamanda unutmak gibi bir hastalığı var, Bu durum meydana gelen ve bizi derin acılar içerisinde bırakan Deprem felaketleri içinde geçerlidir diye düşünüyoruz.

Bizim korkumuz bundan 10 gün 15 gün bilemediniz bir ay sonra Elazığ depremini de unutacağız, gündemimizden çıkartacağız, Allah korusun meydana gelecek ve canımızı yakacak yeni bir depreme kadar “İnşallah bir daha olmaz” temennilerinde bulunacağız.

Bütün bunlarla birlikte artık hepimiz biliyoruz ki, bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Türkiye topraklarının yüzde  96’sı çeşitli aktif deprem kuşakları üzerinde yer alıyor. Bu toprakların üzerinde nüfusumuzun yüzde  98’i yaşıyor. Biz bunu ne yazık ki, deprem ile ilgili bir takım acı tecrübeler yaşadıktan sonra öğrendik.

Ancak öğrendiğimiz bir başka bilgi de şu ki; “Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür.” Bu cümleyi özellikle 1999 depreminden sonra sıklıkla duymaya başladık. Depremin yaşanmasına engel olabilmek mümkün değil, ancak olası zararlarını en aza indirmek, hatta tamamen ortadan kaldırabilmek elbette mümkün. Kendimizi, sevdiklerimizi, ailemizi, evimizi ve hatta ülkemizi depremden korumanın en etkili yolu ise, öncesinde tedbir almaktan geçiyor.

Hayatta kendimizi en çok huzurlu ve güvende hissettiğimiz yerin evimiz olacağı düşüncesinden yola çıkacak olursak, öncelikli olarak tedbir almamız gereken yerin de evlerimiz olduğunu görürüz.

Oturduğunuz binanın ne kadar sağlam olduğunu öğrenin. Dayanıklı binalar hayat kurtarır. Binanızın betonarme olduğundan emin olun. Eğer binanız depreme yeterince dayanıklı değilse, dayanıklı duruma getirilmesini sağlayın.

Evinizin güvenli bölgelerini tespit edin ve deprem esnasında nerede durmanız gerektiğine karar verin. Evinizdeki gaz, elektrik şalteri ve su vanasının yerlerini önceden öğrenin. Deprem anında hepsini kapatmayı ihmal etmeyin. Tüm aile bireylerinizin bu planı bildiğinden emin olun. Yılda iki kez bu planı hep birlikte gözden geçirin, hatta deprem esnasında nasıl davranmanız gerektiğini unutmamak için zaman zaman birlikte tatbikat da yapabilirsiniz.

Sarsıntı sırasında kitaplık, raf gibi devrilecek eşyaların bulunduğu bölgelerden uzak durun ve bu gibi eşyaları sabit bir duruma getirin. Dolapların üzerine koyduğunuz eşyaları, kayarak düşme ihtimallerine karşı plastik tutucu veya yapıştırıcı ile sabitleyin. Soba veya benzeri ısıtıcıları da sabitlemeyi unutmayın. Tavana ya da duvara astığınız avize, klima gibi cihazlarınızı kanca ile asın. Yataklarınızın pencerenizin ya da üzerine ağır dolapların düşebileceği alanların önünde bulunmamasına dikkat edin. Evinizde bir yangın söndürücü bulundurun ve nasıl kullanacağınızı öğrenin.

Deprem çantanızın içine pil, radyo, fener, düdük, ilk yardım malzemeleri, bisküvi, su gibi gıda malzemeleri, battaniye, yedek anahtarlar, bir miktar para vs. koyabilirsiniz. Çantanızı evinizde deprem sırasında kolay ulaşabileceğinizi düşündüğünüz bir yerde bulundurun. Örneğin evinizin çıkış kapısına yakın bir yer ideal olabilir.

Deprem sonrasında aile bireyleri ile kolayca bir araya gelebilmeniz için bir buluşma noktası belirleyin. Deprem Sigortası, 1999 yılında yaşanan Marmara Depremi ile gündeme gelerek, zorunlu deprem sigortasının genel adı oldu ve böylelikle hayatımıza girdi.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından verilmekte olan Deprem Sigortası ile evinizi depreme ve depremin sebep olabileceği doğal afetlere (yer kayması, infilak, yangın, tsunami – dev dalgalar) karşı güvence altına alın. Deprem Sigortası yaptırdığınız takdirde, evinizde deprem nedeniyle meydana gelebilecek maddi zararlara karşı teminat alma hakkınız doğar.

Bir sigorta şirketine giderek DASK Zorunlu Deprem Sigortası yaptırmak istediğinizi belirttiğinizde, binanızın değeri hesaplanır. Gerekirse isteğe bağlı deprem sigortasına ihtiyacınız olup olmadığı da bu esnada belirlenir. Deprem Sigortası yaptırmadığınız bir durumda ise, konut sigortası da yaptırmanız mümkün değildir. Üstelik olası bir maddi hasarlı deprem geçirmeniz neticesinde doğan zararlarınızda, Doğal Afet Sigortaları Kurumu’ndan (DASK) herhangi bir şekilde yardım talep etme hakkınız olmaz.

Giden canlar bir daha geri gelmiyor ki.!!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263