Kent yaşamlarının en zor yanlarından birisidir trafik. Trafik derken, normal akışında ve gayet düzen içerisinde akan, insan, hayvan ve de taşıtların hal ve hareketlerinden söz etmiyorum. İnsanların dahi kural tanımadan çiğneyebildiği, hayvanların ve hayvan arabalarının mesken edindiği taşıt yolları ve de araçların kaplumbağa hızında dahi gidemedikleri yollardaki hareketlerden söz ediyorum.

 Aslında trafik değil de trafik sorunu desem daha doğru olurdu sanırım. Evet, bu yazımda İstanbul’ un trafik sorunundan söz etmek istiyorum. İstanbul’ da trafik tam bir kargaşa desem yerinde olur sanırım. Kaos, çünkü her günü trafik keşmekeşi içerisinde yaşayan birisinin gözlemi olarak yazıyorum. Birkaç yıl öncesine kadar, sabah iş saatlerinde Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiş sorunu sadece Kozyatağı kavşağından başlar köprülerde sona ererdi. Şimdi ise, ta Cevizli’ den başlıyor, belki Avcılar’ da sona eriyor. Kentin hemen her noktası aynı karmaşa ve aynı keşmekeşlik içerisinde devam ediyor.

Kent yöneticileri, her yıl değişik proje ve argümanlarla çıkıyor bu bela sorunun karşısına ama nafile. Her yıl yeni bir proje; mesela, yolların şerit sayılarının artırılması, metrobüs, metro, yeni boğaz geçiş köprüleri, boğaz raylı sistem tüp geçişi, hatta şimdilerde inşa edilmekte olan araçlı boğaz tüp geçişi. Bunların tümü mükemmel projeler, hatta alkışlanacak gurur duyulacak projeler. Ancak, gelin görün ki şimdiye kadar hiç birisi derdimize deva olmadı. Her yeni proje hayata geçirilirken sorun daha da karmaşık bir hal aldı. Yukarıda da değindiğim gibi araç kuyrukları Kozyatağı’ndan Kartal’ a uzadı.

 Trafik sorunu, yakın zamanda aşılabilecek bir sorun olmaktan kurtulamayacak gibi gözüküyor. Naçizane bu sorunun çözümüne katkıda bulunabileceğini düşündüğüm birkaç fikri eklemek istiyorum:

-İstanbul trafiğinin merkezi olan ana güzergahların (E-5 ve TEM karayolları) üstlerinden geçecek viyadükler, köprüler ve asma yollarla transit hatlar oluşturulabilir.

– Yine bu yollar üzerinde hafif raylı metro sistemleri yapılabilir.

 – Bence en önemli gördüğüm bir nokta ise, özellikle yan yollar, ana yollara paralel tek yönlü yollar genişletilip hizmete sokulabilir. Yan yollar hayata geçtikten sonra, tüm belediye otobüsleri ve hatta minibüsler bu yan yollara kaydırılabilir. Çünkü otobüslere ve dolmuşlara binen yolcular o yan yollardan inerek ana yollardaki taşıtlara erişiyorlar.

 – Hatta mümkünse dolmuş denilen artık çağdışı kalmış, yankesici ve cepçilerin mekânı olmuş, gariban çalışanların ceplerinin düşmanı olmuş insanların indi bindi yaptığı bu sözde ulaşım araçlarının tamamen trafikten alıkonularak tamamen toplu taşıma araçlarına geçilmeli.

– Özellikle şu an az da olsa var olan, metro istasyonları yakınlarında mutlaka otoparklar yapılmalı, mümkünse bu otoparklar ya çok katlı ya da yer altlarına inşa edilmeli. Şu anda ki mevcut otoparklardan Kartal Soğanlık sapağındaki otopark gibi hemen ticarete dönük olmamalı, açık otoparklar ücretsiz olmalı ki cazip hale gelsin de insanlar trafik karmaşasına girmek yerine toplu taşımaları kullanmalı.

 – Zorunlu emniyet şeritleri mutlaka ama mutlaka iyi bir şekilde denetlenmeli. Her gün üzülerek görüyorum ki, gerçekten kullanması gereken taşıtların kullanamadığı ancak bir an önce işime yetişeyim diyen insanların (trafik magandalarının) diğer sürücülere de saygısızlık ederek kullandıklarını görüyorum. Bu durum mutlaka ama mutlaka caydırıcı önlemlerle bertaraf edilmelidir.

     Belki yazılacak çizilecek daha birçok fikir vardır ama bu yazdıklarımın yetkililerce dikkate alındığında kent trafiklerine bir nebze de olsa katkı sunacağını düşünerek, kent insanlarına trafik sorunsuz bir yaşam diliyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263