Tıp ve hukuk gibi çok fazla emek isteyen alanlarda eğitim alan kadınların ve erkeklerin sayısı neredeyse eşit.

Artık üniversitelerden mezun olan kadın sayısı, erkeklerin sayısından daha fazla.

Kadınlarla erkekler arasındaki fark nerdeyse kapandı.

Ancak buna rağmen kadınların gelirleri ve kariyer yolculukları erkekler sıralaması arasında büyük bir farklılık bulunuyor.

Türkiye de  CEO’ların sadece yüzde 2 ’sini  kadınlar oluşturmasına ragmen yönetim kurulları nerdeyse yok gibi.
Üst düzey makamlarda oturan kadınların sayısı hala çok az.
Kadınlar hala erkeklere göre daha az para kazanıyor.
Üst makamlarda hala erkeklerin dünyasının kuralları geçerli.
Ülkemizde 62 bin öğretmenin 59 bini kadın olmasına rağmen yüzde 11.9 u yöneticidir.
Anaokulu öğretmenlerinin nerdeyse tamamı kadınlardan oluşuyor.(adı üstünde ANAOKULU)
Ancak anaokulu yöneticilerinin sadece dörtte biri kadınlar.
Finansal konularda da durum farksız. 
Kadınlar ve erkekler arasındaki, maaşlar da dahil olmak üzere, ekonomik farklılık öylesine fazla ki, bu kadar büyük bir farkı dengelemek, tam tamına 202 yıl sürebilir.

İnsanların kökleşmiş önyargıları kadınlar hakkında yanlış bilgiler destekliyor ve bu önyargılar toplumda adil olmayan uygulamalar ortaya çıkarıyor.

Büyüme ekonomisinde  dünya çapında kadınlar ve genç kızlar eğitim alanında büyük kazanımlar elde etmesine rağmen ,İş gücü paylaşımı konusu hala aynı seviyede veya  altına düşmekte.

Kadınlar iş gücü anlamında büyük bir potansiyel oluşturuyor.“Ancak bazı normlar henüz değişmedi veya çok yavaş değişiyor” 

Kadın erkek eşitliği konusunda en büyük engellerden biri, kadınların iş gücü piyasasına daha fazla katılımından ziyade iş gücü piyasasında başarılar elde etmelerine engel olan geleneksel kariyer yöntemleri ve kültürel rollerin engelleri geliyor.

Birçok Ülke  “geçici esneklik” adını verdiği bir kavram üzerine çalışıyor.

Örnek
Yeni çocuk sahibi olan anneler, sanılanın aksine iş yaşamında çok başarılı.

Çocuk sahibi olan kadın bir süre sonra işine geri dönse bile maaş artışı engelleniyor.
Bu eşitsizliği gidermek adına bazı İskandinav ülkelerinde kadınlar kadar erkekler de doğum iznine ayrılıyor ve bu politika 1970’lerden beri uygulanıyor.

İsveçli erkeklerin günümüzde “Doğum izni almak benim de hakkım” şeklindeki söylemleri, bu politikanın aslında ne kadar işe yaradığını gösteriyor.

Kadınlar şimdiye kadar çok yol kat etti.
Ancak yine de bir noktada sıkışıp kalıyor.
Örnek. 3 üniversite mezunu 3 çocuk annesi ve bir çok  platform ve alanda faal olan kadınlar veri memuru gibi görevler de köreltiliyor  veya engelleniyor.
İsmi bizde kalsın.

Duyrulur...

İş gücündeki basarının ve kadın katılımını sağlamanın yolu, üst yönetimde, karar merciinde kadınların olmasından GEÇER.

Bilmem mesaj verildi mi?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner266

banner263